Arşiv | Haberler

Tags: , , ,

23 Mayıs kamu emekçileri grevinin İstanbul programı


KESK İstanbul Şubeler Platformu kamu emekçilerinin İstanbul’da yapacağı grevin programını açıkladı. 23 Mayıs günü KESK üyeleri İstanbul’da saat 12.30’da İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi önünde ve Sirkeci’de buluşacak. Sirkeci ve Çapa’dan Beyazıt Meydanı’na yürünecek. KESK’in talepleri ise şunlar;

  • Grevli-toplu sözleşme hakkımızı içeren yasa istiyoruz!
  • İnsanca yaşayacak bir ücret istiyoruz!
  • Güvenceli istihdam istiyoruz!
  • Tüm ek ödemelerin emekli aylığımıza yansıtılmasını istiyoruz!
  • Ücretlerimizin vergi dilim artışından etkilenmemesini istiyoruz!
  • Kamu emekçisi kadınlara pozitif ayrımcılık istiyoruz!

Bizler de Birlik Dayanışma Hareketi olarak, AKP hükümetinin politikalarını protesto etmek, insanca ve onurlu bir yaşam için, tüm kamu emekçilerini 23 Mayıs’taki grevi desteklemeye çağırıyoruz.

Print Friendly

Yazı kategorisi: Haberler

Tags: , , ,

Kamu emekçileri 23 Mayıs’ta grevde


Hükümet kamu emekçilerine yapacağı zam teklifini açıklayınca; kamu emekçileri de 23 Mayıs’ta greve çıkacaklarını açıkladı. Kamu emekçilerinin, 2012-2013 yıllarına ilişkin mali ve sosyal haklarını belirlemek için süren toplu sözleşme görüşmeleri 14 Mayıs 2012′de Çalışma Bakanlığı’nda yapıldı. Görüşmeler sonucunda hükümet 2012 yılı için yüzde 3+3, 2013 yılı için ise yüzde 2+3 teklifinde bulundu. Hükümetten gelen zam teklifi sendikaları tatmin etmedi. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) hükümetin bu teklifi yetersiz bularak yapılan zammı ”Kamu emekçileri ile dalga geçme” olarak değerlendirdi. Taleplerinin yapılan görüşmelerde karşılanmadığını belirten KESK, bunun üzerine grev kararı aldı.  Alınan karara göre kamu emekçileri 23 Mayıs Çarşamba günü greve çıkacak.

Kamu-Sen de grevde

KESK’in aldığı bu kararın ardından Türkiye Kamu Çalışanları Konfederasyonu (Kamu-Sen) ile bir görüşme yapıldı. Yapılan görüşmeler sonucunda, Kamu-Sen’den olumlu yanıt geldi ve 23 Mayıs’ta gerçekleşecek olan greve Kamu-Sen de katılacak.

Memur Sen’den zam teklifine karşı protesto

Memur-Sen’e çağrı yapılmasına rağmen şu ana kadar greve katılma kararı olmamakla birlikte, Memur-Sen, “Teklif komik, ciddiye almamız mümkün değil” diyerek zam teklifini Ankara’da protesto etti. Protestoda bir açıklama yapan Memur Sen Genel Sekreteri Günay Kaya, şunları söyledi:
Memur Sen olarak hizmet kollarının sorunlarına yönelik tüm teklifleri 21 Mayıs akşamına kadar masada tutacağımızı, kamu görevlilerine yeni hak ve kazanımlar sağlayıncaya kadar da mücadele edeceğimizi buradan deklare ediyoruz. Kamu görevlilerine önerilen 2012 yılı için 3+3 2013 için 2+3 zam teklifi komiktir. Büyük Memur Sen ailesinin bırakın bu teklifi kabul etmesini ciddiye alıp değerlendirmesi bile mümkün değildir.”

Ayrıca yetkili konfederasyon olan Memur-Sen maaşlara bu yıl için yüzde 16, önümüzdeki yılda ise yüzde 14 zam talebinde bulunmuştu. KESK ise  2012 yılı için en düşük kamu emekçisi maaşının 2.145 TL’ye yükseltilmesini, bu çerçevede tüm kamu emekçilerinin maaşlarına %30 zam yapılmasını istemişti. KESK’in bu talebinin yanında, hükümet ile yapılan toplu sözleşme görüşmelerindeki diğer talepleri ise şunlardı;

• Çalışma yaşamını ilgilendiren bütün konuların görüşüleceği, her sendikanın kendi üyeleri adına toplu sözleşme imzalayacağı ve anayasal hakkımız olan grevi teminat altına alan bir düzenleme,

• Kamuda sözleşmeli, taşeron vb. farklı statülerdeki güvencesiz çalışmaya son verilmesini ve tüm çalışanların iş güvencesine kavuşturulmasını,

• Her ne ad altında olursa olsun aldığı tüm ek ödemelerin emekli aylığına yansıtılmasını,

• Maaşlarının vergi dilimi artışından etkilenmemesini,

• Ek ödemeleri düzenleyen 666 Sayılı KHK ile yaratılan ücret adaletsizliği ve mağduriyetlerin giderilerek gerçekten eşit işe eşit ücretin ödenmesini,

• Kadın kamu emekçilerine; başta görevde yükselme ve unvan değişikliklerinde olmak üzere çalışma yaşamında uygulanan negatif ayrımcılığa, baskı ve şiddete son verilmesini,

• İdarenin sendikalar ve üyeleri üzerinde çeşitli yöntemlerle uyguladığı baskıların son bulmasını, özgür örgütlenme ortamının sağlanmasını.
KESK’in, 2 milyonu aşkın kamu emekçisi ve 1,8 milyon emeklinin taleplerinin takipçisi olacağı 23 Mayıs 2012′ de gerçekleştireceği grevi bizler Birlik Dayanışma Hareketi (BDH), olarak destekliyor ve kamu emekçisi tüm dostlarımızı greve destek olmaya çağırıyoruz.

Print Friendly

Yazı kategorisi: Haberler

Tags: ,

Genel Sağlık Sigortası paneli yapıldı


Birlik Dayanışma Hareketi olarak 13.05.2012 tarihinde Makine Mühendisleri Odası’nda Genel Sağlık Sigortası(GSS) ile ilgili fabrikalardan işçilerin, okullardan öğretmenlerin ev emekçisi kadınların, memurların, emeklilerin ve öğrencilerin katılımı ile bir panel gerçekleştirildi.

İlk konuşmacı Sosyal Güvenlik Uzmanı Fatma Şenden Zırhlı, AKP’nin tüm halkın ücretsiz bir şekilde genel sağlık sigortası kapsamına gireceğini belirtmesine rağmen yapılan gelir testi ile part time çalışanların, 18 yaşını doldurmuş okumayan çocukların, aynı hanede yaşamayan yaşlı anne ve babanın ödemeleri gereken primlerin akılla mantıkla ve vicdanla açıklanamayacağını belirtti.

Daha sonra Uzman Doktor Enver Yücel, genel olarak sağlıktaki dönüşümün nasıl gerçekleştiğini, emekçi insanların bu dönüşümden nasıl etkilendiğini ve bu dönüşümün aslında sermaye sınıfının lehine emekçi halkın aleyhine olduğunu ve bundan sonra neler olabileceğine dair öngörülerde bulundu. Muayene ücretleri, katılım payları, katkı payı derken ayrıca serbest sağlık bölgeleri, performansa dayalı sağlık ile hizmetin niteliksizleştirildiği ve sermaye sınıfının Genel Sağlık Sigortası ile asıl amacının emekçinin cebinde kalan son ekmek parasına bile gözünü diktiğini gösterdiğini belirtmiştir.

Sunumlardan sonra kadın, öğrenci, sendikalı sendikasız işçiler, emekliler merak ettikleri ve endişe duydukları konuları belirttikten sonra çözüm önerileri üzerine bir süre tartışıldı. Gayet verimli geçen tartışmalar sonucunda çözümün sömürülenlerin tarihsel mücadelesinde olduğu gibi işçi sınıfının birlik ve dayanışma içerisinde ve emek cephesinde örgütlenmesi, bilinçlenmesi ve daha fazla mücadele etmesi gerektiği düşüncesinde ortaklaşıldı.

Sağlık Parayla Satılamaz!
İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek!
Kurtuluş Yok Tek Başına; Ya Hep Beraber, Ya Hiçbirimiz!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Print Friendly

Yazı kategorisi: Haberler

Tags: , ,

Genel sağlık sigortasını (GSS) birlikte tartışalım


GSS birçok sivil toplum örgütü, demokratik kitle örgütü, meslek odaları ve halkın itirazlarına rağmen aşamalı olarak, itirazların, tepkilerin sönümlemesini umarak yürürlüğe bir şekilde geçirildi.

Yaşlısından gencine, memurundan işçisine, öğrencisine ve kadınına kadar herkesi ilgilendiren bu yönetmeliğin çok geçmeden hayatımıza yansımalarını en basitinden devlet hastanelerine gittiğimizde ödediğimiz katılım payları, muayene ücretleri, ücretli telefon randevuları veya özellikle kadınları ilgilendiren doğum borçlanması gibi uygulamalarda görebiliyoruz.

İnsanların sağlığa ulaşmasını kolaylaştırdığını ve sistemi iyileştirdiğini her defasında dile getiren AKP, GSS ile halkın sağlığıyla yani aslında hayatıyla oynadığının bilincinde. Peki bizler bunun ne kadar farkındayız? GSS’yi sermayedarların çıkarlarına hizmet edenlerden değil de emekçi halkın çıkarlarını düşünenlerle beraber öğrenelim ve tartışalım.

Birlik Dayanışma Hareketi olarak düzenleyeceğimiz GSS NEDİR? konulu panelimize tüm emekçi halkımızı davet ediyoruz.

Konuşmacılar:
Sosyal Güvenlik Uzmanı: Fatma Şenden ZIRHLI
Uzman Doktor: Enver YÜCEL

TARİH: 13 Mayıs 2012 / Pazar saat 14:00
YER: TMMOB Makine Mühendisleri Odası
ADRES: Üsküdar Cad. Uras İş Merkezi No: 18/4 KARTAL-İSTANBUL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Print Friendly

Yazı kategorisi: Haberler, Manset, Mevzuat, Söyleşi

Tags: ,

Milli Eğitim Bakanlığı pes etti


Yıllardır mücadelesi sürdürülen sendikal haklar nihayet MEB tarafından kabul edilmek zorunda kaldı. Muş İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün MEB’na sendikanın kararı gereğince iş bırakan emekçilere nasıl bir idari işlem yapılacağını sorması üzerine, MEB tarafından cevap verildi. MEB, Hukuk Müşavirliği kanalıyla verdiği cevapta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Danıştay ve Anayasaya vurgu yaparak sendika çağrısıyla işe gelmeyen memura disiplin cezası verilmemesi gerektiğini bildirdi.

4688 sayılı Kanunun 18. maddesinde, mesai saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılma durumu işveren iznine bağlanmıştır. Ancak bu hükme rağmen, herhangi bir izin alınmayarak, mesai saatlerinde eylem yapılabilmekte ve hatta işe gelinmeyerek fiili grev uygulanmaktadır. 4688 sayılı Kanunun 18. maddesinin birinci fıkrası açık olarak şu şekilde ifade edilmektedir;
Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi tutulamaz ve görevlerine son verilemez.

Ancak yukarıdaki hükme rağmen, izin alınmamakta ve sendikaların eylem çağrısına uyarak fiilen grev uygulanabilmektedir. Yıllardır bu konuda sorun yaşanmakta, sendikalar işe gitmeme eylemi düzenlemekte, memurlar da, kanun hükmüne rağmen eylemlere katılmaktaydı. Kurumlar disiplin soruşturması açmakta ve 657/125. maddede yer alan disiplin cezalarını vermekteydi. Ancak bazı idare mahkemeleri ve sonrasında Danıştay verilen disiplin cezalarını iptal etmekteydi. En çok sorun yaşanılan kurumlardan birisi de Milli Eğitim Bakanlığı idi.

MEB, Muş İl Milli Eğitim Müdürlüğünün sorduğu bir soruya verdiği yanıtta, eski görüşlerini değiştirdi ve sendika çağrısına uyarak o gün işe gelmeyen memura disiplin cezası verilmemesi gerektiğini belirtti. MEB görüşünde, ayrıca yasal düzenleme yapılması gerektiğine de dikkat çekti.

Print Friendly

Yazı kategorisi: Haberler, Mevzuat

Tags:

Yüzbinler 1 Mayıs alanlarındaydı


2012 1 Mayıs’ı İstanbul Taksim meydanı başta olmak üzere, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde gerçekleştirilen kitlesel ve coşkulu mitinglerle kutlandı. Taksim’de 92 yıl sonra ilk defa orak çekiçli TKP 1920 pankartı açıldı.

İşçiler, köylüler, öğrenciler, işsizler, kadınlar, emekliler, Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüz binler 2012 1 Mayıs’ını Taksim’de coşkuyla kutladı. Günün erken saatlerinden itibaren Şişli, Şişhane ve Beşiktaş da oluşturulan kortejlere katılan yüz binlerce kişi 1Mayıs alanında görkemli bir buluşmaya imza attı.

AKP iktidarının yarattığı yıkıma, sağlıkta yaratılan dönüşüme, kamu sendikalarına düşman olarak hazırlanan yasa değişikliklerine, çocuk işçiler, çocuk gelinler yaratan 4+4+4 eğitim sistemine, öğrencilerin, akademisyenlerin, sosyalistlerin cezaevlerine atılmasına, eğitimin ticarileştirilmesine karşı sloganlarla donatılmış pankart ve dövizlerin taşındığı eylemde yüz binler tepkilerini ve taleplerini gür sesle haykırdı.

Eylemin Şişli kolunda yer alan ve 92 yıllık tarihinde ilk defa orak çekiçli bayraklarıyla alana çıkan Türkiye Komünist Partisi 1920 ve 1979′da sıkıyönetim tarafından kapatılmasının ardından geçtiğimiz günlerde yeniden kurulan İKD kortejleri alanın ilgi çeken kortejlerinden oldu.

Tüm grupların Taksim 1 Mayıs alanına ulaşmasının ardından Kürtçe ve Türkçe okunan ortak metinde AKP karşıtlığı, iş cinayetleri, hak gaspları, Kürt sorununa barışçı çözüm başlıkları ön plandaydı. Coşkunun bir an bile düşmediği 2012 1 Mayıs’ı kürsüden yapılan konuşmalar ve basın açıklamasının ardından ilerici, devrimci müzik gruplarının sahne almasıyla, halaylar eşliğinde sona erdi.

Kaynak: Yeni Dünya İnternet Gazetesi

Print Friendly

Yazı kategorisi: Haberler

Emekçilere yönelen bir şiddet olayı daha


Eğitim Sen, eğitim emekçilerine yönelik şiddet olaylarını kınamak amacıyla 30 Nisan 2012 Pazartesi günü ülke genelinde basın açıklamaları, bir günlük siyah kurdela takma eylemi ve aynı gün derslerde şiddete karşı öğrencileri bilinçlendiren konu anlatımları gerçekleştirecek.

Eğitim Sen’in eğitim emekçilerine yönelik yapılan şiddet ile ilgili hazırladığı, “Emekçilere Yönelen Bir Şiddet Olayı Daha! Artık Yeter” başlıklı açıklama metni ise şu şekilde;

Daha önce, Gaziantep’te bir doktorun ölümüne neden olan, Kütahya’da bir öğretmenimizin yaralanmasına neden olan şiddet, bu defa da İstanbul Esenyurt’ta, Kıraç Lisesi’nde karşımıza çıktı. Tasdikname alan öğrencisinin bıçaklı saldırısına uğrayan Narife Çekcek, uğradığı saldırı sonrasında yoğun bakım servisine alındı. Dün yaşanan bu üzücü olay, AKP’nin kamu yararına hizmet üreten emekçilerin yaşam hakkını korumak için hiçbir adım atmamasıyla daha vahim bir hal almıştır.

Daha önce ifade ettiğimiz üzere bu şiddetin arkasında güvenlik zafiyeti değil; AKP’nin emekçileri yoksullaştıran, güvencesizleştiren ve hizmet üretiminin tüm sorumluluğunu emekçilere yükleyen politikaları bulunmaktadır. Kısaca öğrenciyi müşterileştiren; öğretmeni de müşterilerin beklenti ve isteklerini karşılamak zorunda olan bir köle haline getiren politikalar hastane ya da okul fark etmeden her yerde şiddeti üretmektedir.

Yaşanan bu şiddetin önlenebilmesi, söz konusu politikaların değişmesinden, emekçileri hedef haline getiren politikalara ve açıklamalara son verilmesinden geçmektedir. Çözüm daha fazla güvenlik ve ağır cezalandırma politikalarında değildir. Çözüm, emekçilerin daha fazla örgütlenerek kendi işyerlerini, yaşam alanlarını dönüştürebilecek güce sahip olmalarından ve müşteri ilişkisinden ziyade öğretmen ile öğrenci ilişkisinin demokratik bir şekilde yeniden kurulmasından geçmektedir. Unutulmamalıdır ki, emekçilerin sindirildiği, iş güvencelerinin elinden alındığı, “müşteri memnuniyeti”nin adeta kutsandığı bir ülkede bu tür üzücü olayların önüne geçmek mümkün değildir.

Eğitim Sen olarak emekçilere yönelen bu şiddeti kınıyor ve bu şiddetin son bulması için acilen gerekli adımların atılmasını istiyoruz. Bizler, öğrencilerimize demokratik bir yaşamın gereklerini öğretebileceğimize inanıyoruz! Siz, bizleri yönetenler! Tüm derdinizin daha fazla kar elde etmek olduğu bir ülkede, demokratik yaşamın imkanlarını bizlere sunabileceğinize inanıyor musunuz?

Bizler Birlik Dayanışma Hareketi (BDH) olarak, eğitim emekçilerine yönelik yapılan şiddeti kınıyor, devletin ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu durumu derhal gündemine almasını, gerekli önlemler için harekete geçilmesini talep ediyoruz.

Print Friendly

Yazı kategorisi: Haberler

İşçi aileleri merhamet değil, adalet istiyor


İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, “28 Nisan Dünya İşçi Cinayetlerinde Ölen ve Yaralananları Anma Günü/Yas Günü” nedeniyle Petrol- İş Genel Merkezi Konferans Salonu’nda
28 Nisan 2012′ de saat 15.30′ da bir panel gerçekleştirdi.

Panele iş kazalarında ölen ve yaralananların aileleri, akademisyenler, sendikacılar, emek ve meslek örgütlerinin temsilcileri de katıldı. Panel ölen işçiler için saygı duruşunun yapılması ile başladı.
Saygı duruşunun ardından, Marmara Üniversitesi öğretim görevlisi Berna Güler Müftüoğlu panelin
içeriğinden bahsetti.

Müftüoğlu Türkiye’de yaşanan işçi ölümlerinin gizlenmeye çalışıldığını belirterek, “İş kazası denilen ama aslında iş kazası olmayan iş cinayetlerinde yaklaşık her gün 4 kişi ölüyor” dedi. “Her daim müdahil olmak gerekiyor. Güç birliği çok önemli. Dayanışma mücadeleyi daha etkin kılacaktır. Daha fazla kamusal mücadele gerekli.” şeklinde konuşarak paneli başlattı.

Kapitalizm öldürüyor
Daha sonra panelin açılış konuşmasını Petrol-İş Genel Mali Sekreteri İbrahim Doğangül yaptı.
Doğangül: “Kapitalizm öldürüyor. Yasımızı paylaşmaktan çok bundan sonra iş cinayeti olmasın diye buradayız. Sendika olarak hem çalışma koşullarının iyileşmesi hem de iş cinayetlerini önlemek için çalışıyoruz. Bu yüzden de bu anma günü son derece önemli.’’ şeklinde konuştu.

Dünyadan işçi aileleri örnekleri ve 28 Nisan
Ardından Aslı Odman, “Dünyadan işçi aileleri örnekleri ve 28 Nisan” başlığıyla bir sunum erçekleştirdi. Aslı Odman, sunumunda şunlara değindi;
80′lerin sonunda Kanada’da başlayan mücadeleyle 28 Nisan devletlere yas günü olarak kabul ettirildi. Hem gidenler hem kalanlar için adalet isteme günü bugün. Her sene 2,5 milyona yakın insan iş kazalarında ölüyor. İş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu her 15 saniyede 1 insan ölüyor.
Türkiye’de iki çalışandan biri sigortasız. Meslek hastalıklarının % 98′i kayıt altına alınmıyor. Her sene kansere yakalanan 150.000 kişinin en az %10’u meslek hastalığı nedeniyle kansere yakalanıyor. İşyeri intiharları Türkiye’de kayıt altına alınmıyor. Tüm iş kazaları ve meslek hastalıkları engellenebilir. Devletin kamu güvenliği adına işçi sağlığını denetlememesi iş suçu olarak nitelendirilir. Bir sonraki iş suçunu engellemek için sorumluları cezalandırmak gerekiyor. Tek yol dayanışmak, müdahilliği elden bırakmamak.

Mücadeleler ve elde edilen kazanımlar
Ayrıca Aslı Odman, Aspestin en ölümcül maddelerden olduğuna dikkat çekerek, bu maddenin dünyada 55 ülkede yasaklandığını, Fransa’da da çok önemli bir üretim maddesi iken, halk hareketi sonucu yasaklandığını belirtti. Türkiye’de de yakın zamanda yasaklandığını hatırlattı. Aslı Odman sunumunda ek olarak dünyada ölen işçilerin ailelerin verdikleri mücadelelere ve sonuçlarına da yer vererek, “Denetim ve halk sağlığını yerine getirmeme suçundan, devletin kurumları dahi yargılanmış ve ceza almışlar.” dedi. Aslı Odman’ın sunumunu bu sözler ile noktalamasının ardından panel işçi ailelerinin konuşmaları ile devam etti.

Aileler Merhamet değil, Adalet istiyor
Yakınlarını iş kazalarında ve iş cinayetlerinde kaybeden ve etkinliğe katılan Davutpaşa İşçi Aileleri, Ostim/İvedik İşçi Aileleri, Zonguldak Madenci İşçi Aileleri, Tuzla Tersane İşçi Aileleri, Enerji İşçi Aileleri, Gülseren Yurttaş’ın Ailesi, Slikozis Hastası Diş Teknisyenleri, Van Depreminde Hayatını Kaybeden Gazeteci Aileleri, Tekstil İşçi Aileleri genel olarak konuşmalarında; İşverenlerin ve patronların işçi ölümlerini engellemek için alınması gereken önlemleri almadıkları, işçilerin güvenliğini maliyet olarak gördükleri, karlarını düşündükleri için bunu yapmadıklarını, devlet kurumlarının birbirlerine peşkeş çektiğini ve birbirlerini koruduklarını, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısının işçi sağlığı ve iş güvenliğini özelleştireceğini bu durumun patronların elini güçlendireceğini, yasanın geri çekilmesi için mutlaka mücadele edilmesinin gerektiği, işçi cinayetlerinde ölen ve yaralananların ailelerin birbirine destek olması gerektiği ve özellikle hukuksal mücadelede bunun önemli olduğu, 28 Nisan’ın Türkiye’de de yas günü ilan edilmesi, başka acıların olmaması için ailelerin birlikte mücadele etmesinin önemini vurgulayarak, merhamet değil adalet istediklerine, kamuoyundan ve sendikalardan destek beklediklerine değindiler.

Hukuksal Mücadele
Ailerin konuşmasının ardından, panel yakınlarını iş kazalarında ve iş cinayetlerinde kaybeden işçi ailelerinin avukatının “Hukuksal Mücadeleler ve İş Cinayetlerine Karşı Mücadele ve Taleplerimiz” başlığı adı altında konuşması ile devam etti.

İşçi ailerinin avukatı, hayat meselesi olduğu için toplumun tüm kesiminin bu konuda duyarlı olması gerektiği, özellikle sendikaların bu konuların üzerine gitmesi gerektiği, iş kazaları ve işçi cinayetleri ile ilgili genelde davalar uzun sürdüğü için teşvik edilmediği, davaların açılmasının teşvik edilmesinin gerekliliğinden, sendikaların siyasi partilerin, meslek odalarının topyekün destek olması gerektiğinden söz etti.

İş Cinayetlerine Karşı Mücadele ve Talepler
Etkinlik, 28 Nisan’ın ülkemizde iş cinayetlerinde ölen ve yaralananları anma günü ilan edilmesi, işçi aileleri arasında bir koordinasyonun sağlanması ve iş cinayetlerine karşı mücadelenin yükseltilmesi kararlarının alınması ile sona erdi.

Print Friendly

Yazı kategorisi: Haberler

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, işçi ailelerinin çağrısıyla bir etkinlik düzenliyor


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi iş kazaları ve işçi cinayetlerine karşı birçok eylem ve etkinlik gerçekleştirerek çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalarını 28 Nisan’da yapacağı yeni bir etkinlikle devam ediyor.

“28 Nisan Dünya İş Cinayetlerinde Ölen ve Yaralananları Anma / Yas Günü” Tarihçesi
1984 yılında Kanada Kamu Çalışanları Sendikası (CUPE) insiyatifi ile önce sendika bazında Yas Günü olarak hayata geçirildi. Kanada Sendikalar Konfederasyonu bir sene sonra bunu tek taraflı olarak ‘Ulusal Yas Günü’ ilan etti. 28 Nisan’ın seçilmesinin nedeni, Kanada’da 28 Şubat 1914’de ilk defa İş Kazalarının işveren tarafından tazmininin, yani iş kazalarındaki işveren sorumluluğunun hukuken tescil edildiği gün olmasıdır. Kanada sendikalarının bu Yas Günü’nü fiilen 7. Kere kutladıkları 1991 senesinde, Kanada Devleti de bu günü resmi ‘Yas Günü’ ilan etti. Bu tarihten sonra pek çok ülkede, genellikle sendikaların önderliğinde 28 günü resmi ‘Çalışma Kurbanlarını / İş kazası-meslek hastalığı kurbanlarını anma günü’ olarak kutlanmaya ve bu ülkelerin parlamentolarında da resmi ‘Yas Günü’ olarak kabul edilmeye başlandı. Bu nedenle 1984′den beri Kanada’da, iş kazasında ölen işçileri anmak, iş kazaları ve meslek hastalıklarına dikkat çekmek için 28 Nisan Yas Günü’nde çeşitli etkinlikler yapılıyor. Kanada dışında ABD, İngiltere ve pek çok ülkede anmalar yapılıyor.

Türkiye’de ilk defa
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi de Türkiye’de ilk defa “28 Nisan Dünya İş Cinayetlerinde Ölen ve Yaralananları Anma / Yas Günü” nedeniyle iş cinayetlerinde ölen ve yaralananların ailelerini bir araya getiriyor. Etkinlikte iş kazalarında ölenlerin ve yaralananların yakınları bir araya gelecek.
“Merhamet değil, ADALET istiyoruz!” başlıklı etkinlik 28 Nisan Cumartesi günü 15.30’da
Petrol-İş Genel Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek.

Etkinliğe, Davutpaşa İşçi Aileleri, Ostim/İvedik İşçi Aileleri, Zonguldak Madenci İşçi Aileleri, Tuzla Tersane İşçi Aileleri, Enerji İşçi Aileleri, Gülseren Yurttaş’ın Ailesi, Slikozis Hastası Diş Teknisyenleri, Van Depreminde Hayatını Kaybeden Gazeteci Aileleri, Tekstil İşçi Aileleri katılacak. Etkinlikte, iş kazaları ve işçi cinayetleri ile ilgili konular tartışılacak. Yapılacak olan ttkinliğin çağrı metni ise şöyle;

“Canlarımız ölüyor! Davutpaşa’da, Karadon’da, Ostim’de, Dursunbey’de, Afşin’de, Erzurum’da, Tuzla’da… Ülkemizin dört bir yanından işçilerin ölüm haberleri geliyor. Savrularak, yanarak, boğularak, göçük altında kalarak, ezilerek her gün en az 4 işçi hayatını kaybediyor.

İşçi ölümlerinin altında yatan neden, sağlıklı ve güvenli çalışmanın bir “maliyet” olarak görülmesidir. Sermaye bu yüzden “işçi sağlığı” yerine “iş sağlığı” kavramını kullanıyor. Yani işçilerin değil işin sağlığı, işletmenin verimliliği ön planda tutuluyor. AKP iktidarı da işçilerin can güvenliğini sağlayacak düzenleme ve denetimleri yerine getireceğine; küresel rekabeti yani işletmelerin kârlılığını gerekçe göstererek emekçileri koruyan mevcut düzenlemeleri dahi ortadan kaldırıyor ve denetim görevini gerektiği gibi yerine getirmiyor. Zaten piyasaya açılmış bulunan işçi sağlığı ve güvenliği alanı, şu an Meclis’te görüşülecek olan “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı” ile tamamen sermayenin ellerine bırakılıyor.

İşçi ölümleri giderek artıyor. SGK verilerine göre 2010 yılında 1444 işçi, 2011 yılında ise 1563 işçi hayatını kaybetti. Bu gerçeklere rağmen AKP iktidarı işçi ölümlerini “kader”, “vadeleri dolmuş”, “ölüm bu işin doğasında” diye değerlendiriyor. Oysa tüm iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Bizler önlenebilir oldukları halde gerçekleştiği için yaşananları “iş cinayeti” olarak tanımlıyoruz…

İş cinayetleri sermayenin emek üzerindeki baskısının bir sonucudur ve meselenin iyi patron-kötü patronla bir ilişkisi yoktur. Sorunun çözümü işçi sınıfının meseleye bilfiil müdahil olmasından geçmektedir zira sermaye işçi ölümleri üzerinden büyümektedir. Sermaye hem cinayet işler hem işçinin cenaze namazını kılar hem de evine taziyeye gider. Merhamet gösterisine bayılır. Hâlbuki sorunun çözümü merhametten değil adaletin tecellisinden geçmektedir.”

İş kazaları ve işçi cinayetlerini ile ilgili konuların, iş kazaları ve işçi cinayetlerini önlemek için mücadele yollarının tartışılacağı etkinliğin içeriği ise şöyle;

15.30
İçerik Sunum – Berna Güler Müftüoğlu
Açılış Konuşması – İbrahim Doğangül 
Dünyadan işçi aileleri örgütlenmeleri örnekleri ve 28 Nisan – Aslı Odman

İşçi Aileleri Temsilcileri Konuşmaları 
Davutpaşa İşçi Aileleri
Ostim/İvedik İşçi Aileleri
Zonguldak Madenci İşçi Aileleri
Tuzla Tersane İşçi Aileleri
Enerji İşçi Aileleri
Gülseren Yurttaş’ın Ailesi
Slikozis Hastası Diş Teknisyenleri
Van Depreminde Hayatını Kaybeden Gazeteci Aileleri
Tekstil İşçi Aileleri

17.15
Ara

17.30
Hukuksal Mücadelelerin Özeti – İşçi Ailesi Avukatı
İş Cinayetlerine Karşı Mücadele ve Taleplerimiz 

Tarih: 28 Nisan 2012 Cumartesi
Saat: 15.30
Yer: Petrol-İş Genel Merkezi Konferans Salonu
Adres: Altunizade Mah. Kuşbakışı Cad. No: 23 Üsküdar/İstanbul
Telefon: 0216 474 98 70

Print Friendly

Yazı kategorisi: Haberler

Nisan ayının ilk 20 gününde 64 işçi öldü


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Nisan ayının ilk 20 gününde yazılı, görsel ve dijital basından ulaşıp kayıt altına  aldığı verilere göre en az 64 işçi öldü.

İşçi ölümlerinin sektörlere göre dağılımı ise;

11 maden, 7 tekstil, 1 ağaç, 1 çimento/cam, 3 metal, 2 gemi/tersane, 18 inşaat/yol, 9 enerji, 2 büro/eğitim/sinema, 1 denizyolu, 1 haberleşme, 2 sağlık, 1 belediye, 5 çalıştığı sektörü belirleyemeyen şekilde oluştu.

Geçtiğimiz ay ise en az 59 işçi iş cinayeti sonucu ölmüştü. 2011 yılında da Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre 1543 işçinin iş cinayeti sonucu öldüğü açıklanmıştı. Ancak gerçekte bu sayının iki katı olduğu kaydediliyor.

Kaynak: Yeni Dünya İnternet Gazetesi

Print Friendly

Yazı kategorisi: Haberler


4C değil güvence

Eski Yazılar