<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Birlik Dayanışma Hareketi &#187; Türkiyeden</title>
	<atom:link href="http://birlikdayanisma.com/v3/category/turkiyeden/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://birlikdayanisma.com/v3</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 04:31:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Elektriğe yüzde 10, Doğalgaza 15, Sağlığa Yüzde 20, Ulaşıma yüzde 20, İşçiye yüzde 5,91 zam! Zulme Son!</title>
		<link>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/02/elektrige-yuzde-10-dogalgaza-15-sagliga-yuzde-20-ulasima-yuzde-20-isciye-yuzde-591-zam-zulme-son/</link>
		<comments>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/02/elektrige-yuzde-10-dogalgaza-15-sagliga-yuzde-20-ulasima-yuzde-20-isciye-yuzde-591-zam-zulme-son/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 04:31:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bdh</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[Bdh]]></category>
		<category><![CDATA[zam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://birlikdayanisma.com/v3/?p=2820</guid>
		<description><![CDATA[Birlik Dayanışma Hareketi emekçileri, elektrik, doğalgaz, sağlık ve ulaşıma yapılan zamlarla insanca yaşama hakkı biraz daha törpülenen işçilerin, emekçilerin kuş kadar zamma layık görülmesine karşı Gümüşsuyu çevresinde bir afişleme çalışması gerçekleştirdi.  İnsan yaşamının en temel gereksinimlerinden olan elektrik, ısınma, sağlık ve ulaşım hakları elinden alınan işçilere, emekçilere; bu ülkenin yükünü sırtında taşıyan insanlara karşı yapılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birlik Dayanışma Hareketi emekçileri, elektrik, doğalgaz, sağlık ve ulaşıma yapılan zamlarla insanca yaşama hakkı biraz daha törpülenen işçilerin, emekçilerin kuş kadar zamma layık görülmesine karşı Gümüşsuyu çevresinde bir afişleme çalışması gerçekleştirdi.<span id="more-2820"></span></p>
<p> İnsan yaşamının en temel gereksinimlerinden olan elektrik, ısınma, sağlık ve ulaşım hakları elinden alınan işçilere, emekçilere; bu ülkenin yükünü sırtında taşıyan insanlara karşı yapılan bu uygulamalar kabul edilemez!</p>
<p> Kaşıkla verip kepçeyle alanların, ekmeğimize el uzatanların sömürü sistemine boyun eğmeyeceğiz. Kendilerine reva görülen bu muameleye karşı işçi sınıfı gerekli cevabi elbet verecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_6.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2818" title="zama_son_6" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_6.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_5.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2817" title="zama_son_5" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_5.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_4.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2816" title="zama_son_4" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_4.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2815" title="zama_son_3" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_3.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2814" title="zama_son_2" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_2.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2813" title="zama_son_1" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/zama_son_1.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/02/elektrige-yuzde-10-dogalgaza-15-sagliga-yuzde-20-ulasima-yuzde-20-isciye-yuzde-591-zam-zulme-son/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal-İş üyesi Çankaya Belediyesi işçileri 8 Şubat&#8217;ta çalışmıyor</title>
		<link>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/sosyal-is-uyesi-cankaya-belediyesi-iscileri-8-subatta-calismiyor/</link>
		<comments>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/sosyal-is-uyesi-cankaya-belediyesi-iscileri-8-subatta-calismiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 17:29:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bdh</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[iş bırakma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal-iş]]></category>
		<category><![CDATA[toplu iş sözleşmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://birlikdayanisma.com/v3/?p=2800</guid>
		<description><![CDATA[Hatırlanacağı üzere; Çankaya Belde A.Ş.&#8217;de işverenin açtığı dava nedeniyle, yeni toplu iş sözleşmesi imzalanamamış, önceki toplu iş sözleşmesinden doğan haklar ise ödenmemişti. Sosyal-İş Sendikası ve Belde A.Ş. işçilerinin 2010 ve 2011 yıllarında yürüttüğü mücadele neticesinde, yeni toplu iş sözleşmesi imzalanmış, işçilerin alacaklarının ödenmesi ise protokole bağlanmıştı. Ancak; toplu iş sözleşmesinden doğan haklarının ödenmemesi üzerine Çankaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hatırlanacağı üzere; Çankaya Belde A.Ş.&#8217;de işverenin açtığı dava nedeniyle, yeni toplu iş sözleşmesi imzalanamamış, önceki toplu iş sözleşmesinden doğan haklar ise ödenmemişti. <span id="more-2800"></span>Sosyal-İş Sendikası ve Belde A.Ş. işçilerinin 2010 ve 2011 yıllarında yürüttüğü mücadele neticesinde, yeni toplu iş sözleşmesi imzalanmış, işçilerin alacaklarının ödenmesi ise protokole bağlanmıştı. Ancak; toplu iş sözleşmesinden doğan haklarının ödenmemesi üzerine Çankaya Belediyesi&#8217;ne bağlı Çankaya Belde A.Ş.&#8217;de çalışan Sosyal-İş Sendikası üyesi işçiler, yeniden mücadele başlattı.<br />
25 Ocak Çarşamba saat 11.30&#8242;da Sosyal-İş Sendikası Ankara Şubesi önünde toplanan 100 işçi Çankaya Belediyesi&#8217;nin Hizmet Binası&#8217;na doğru yürüyüşe geçti. Sloganların hiç durmadığı yürüyüşte &#8220;Borçlarıma Tanık ol&#8221;, &#8220;8 Şubat&#8217;ta çalışmıyorum&#8221;, &#8220;Hak gasplarına son ver&#8221;, &#8220;İnsanca yaşam istiyoruz&#8221; dövizleri taşındı. Ardından; Belediye binasının içerisine girilerek burada basın açıklaması gerçekleştirildi.<br />
Okunan basın metninde; yürütülen mücadele neticesinde toplu iş sözleşmesinin imzalandığı, Belde A.Ş. işçilerinin &#8220;birikmiş sorunların çözüleceği&#8221; beklentisi içine girdiği kaydedildi. Ancak beklenti ve umutların kısa zamanda boşa çıktığı, birikmiş sıkıntı ve sorunların çözülmesi bir yana, yaşanan sıkıntılara yenilerinin eklendiği belirtildi. İşveren konumundaki Çankaya Belediyesi ve bağlı Belde AŞ yetkililerinnin Toplu-İş Sözleşmesi hükümlerine uymadığı, geriye dönük yasal fark ve alacakların, karşılıklı olarak imzalanan protokollerin hiçe sayıldığı ifade edildi<br />
Açıklama; maaşlar zamanında ve tam yatırılmaz, geriye dönük alacaklar ivedi olarak ödenmez, mevcut politika, anlayış ve işleyiş devam ederse Belde A.Ş.&#8217;de işçilerin yaşamı tümüyle durduracakları vurgusuyla sona erdi.<br />
Birlik Dayanışma Hareketi olarak Çankaya Belediyesi işçilerinin mücadelesinin takipçisi ve destekçisi olacağız.</p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/cankaya_belediyesi_iscileri_2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2797" title="cankaya_belediyesi_iscileri_2.jpg" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/cankaya_belediyesi_iscileri_2.jpg" alt="" width="350" height="234" /></a></p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/cankaya_belediyesi_iscileri_3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2798" title="cankaya_belediyesi_iscileri_3.jpg" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/cankaya_belediyesi_iscileri_3.jpg" alt="" width="350" height="234" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/sosyal-is-uyesi-cankaya-belediyesi-iscileri-8-subatta-calismiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KESK 4688 sayılı yasa değişikliğini protesto etti!</title>
		<link>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/kesk-4688-sayili-yasa-degisikligini-protesto-etti/</link>
		<comments>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/kesk-4688-sayili-yasa-degisikligini-protesto-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 16:42:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bdh</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[4688 sayılı yasa]]></category>
		<category><![CDATA[eylem]]></category>
		<category><![CDATA[KESK]]></category>
		<category><![CDATA[Protesto]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://birlikdayanisma.com/v3/?p=2810</guid>
		<description><![CDATA[KESK 26 Ocak&#8217;ta Türkiye’nin dört bir yanında, Meclis Komisyonu&#8217;nda görüşülen 4688 Sayılı Sendikalar Kanunu’ndaki değişikliği protesto ederek eş zamanlı olarak basın açıklaması gerçekleştirdi. KESK İstanbul Şubeler Platformu da bugün (26.01.2012) 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasa Tasarısı’na karşı alanlardaydı. Kamu emekçileri İstanbul’da &#8220;Sahte sendika yasasına hayır&#8221; pankartı arkasında bir araya geldi. Galatasaray Lisesi önünde saat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KESK 26 Ocak&#8217;ta Türkiye’nin dört bir yanında, Meclis Komisyonu&#8217;nda görüşülen 4688 Sayılı Sendikalar Kanunu’ndaki değişikliği protesto ederek eş zamanlı olarak basın açıklaması gerçekleştirdi. <span id="more-2810"></span>KESK İstanbul Şubeler Platformu da bugün (26.01.2012) 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasa Tasarısı’na karşı alanlardaydı. Kamu emekçileri İstanbul’da &#8220;Sahte sendika yasasına hayır&#8221; pankartı arkasında bir araya geldi. Galatasaray Lisesi önünde saat 13.00’da toplanan KESK üyeleri ve aralarında Birlik Dayanışma Hareketinin de (BDH) bulunduğu ilerici, devrimci kurumlar Taksim Tramvay Durağı’na doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş esnasında, “Toplu sözleşme hakkımız, GREV silahımız!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Sendika yasası geri çekilsin!” , “ Sahte sendikaya yasasına hayır!”  sloganları atıldı. Yürüyüşe halkında ilgisi yoğundu.<br />
Kitle Taksim Tramvay Durağı’na geldiğinde ise kısa süreli bir oturma eylemi yaptı.<br />
Ardından KESK İstanbul Şubeler Platformu temsilcisi Barış Uluocak basın açıklamasını okudu.<br />
Basın açıklamasında, Meclis&#8217;in konfederasyonlara başka taslak verildiğini belirterek, &#8220;Konfederasyon görüşlerinin taslağa yansıyacağı söylenmiştir. Ancak öyle bir haksızlık var ki, konfederasyonlara ve Bakanlar Kurulu&#8217;na başka taslaklar verilmiştir&#8221; dedi.<br />
Devletin AİHM kararına aykırı davrandığını ifade eden Uluocak, &#8220;AİHM kararları ve uluslararası sözleşmeler hiçe sayılarak yerel yönetimlerin toplu sözleşme yapmasına yasak getirilmektedir&#8221; diye konuştu.<br />
Ayrıca basın açıklamasında, hizmet kolu toplu sözleşmelerinin yer almadığını, sendikaların varoluş gerekçesinin ortadan kaldırılmak istendiğini, bu düzenlemeyle yüzlerce belediyede yapılan toplu sözleşmelerin hükümsüz kaldığını, yani değişiklikle yerel yönetimlerin toplu sözleşme yapmasına yasak getirileceğini, toplu sözleşmeyi sadece konfederasyonlarla yapılacak olan genel toplu sözleşme ile sınırlı kalacağını,  grevli toplu sözleşme hakkının yasal teminat altına alınmadığını ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin de varlığını koruduğunu ifade etti.</p>
<p>Basın açıklamasının ardından 4688 Sayılı Sendikalar Kanunu’ndaki değişikliğe karşı taleplerini dile getirmek üzere Ankara’da YKM önünden TBMM’ye doğru yürüyüş gerçekleştiren KESK üyelerine polisin barikat kurarak müdahale ettiği ve biber gazı ile saldırdığı haberi geldi. Bu haber üzerine kamu emekçileri saldırıyı protesto etmek için bir süre daha oturma eylemine devam etti. Oturma eylemi esnasında KESK İstanbul Şubeler Platformu temsilcisi Barış Uluocak, &#8220;Bizleri bu şekilde yıldıramazlar. Yasal haklarımızı kullanıyoruz, ancak devlet buna bile tahammül edemiyor&#8221; diye konuştu. Kamu emekçileri &#8220;Baskılar bizi yıldıramaz&#8221; sloganları ile eylemlerini sonlandırdı.</p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/kesk_protesto_20120126_2.bmp"><img class="aligncenter size-full wp-image-2808" title="kesk_protesto_20120126_2" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/kesk_protesto_20120126_2.bmp" alt="" /></a></p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/kesk_protesto_20120126_3.bmp"><img class="aligncenter size-full wp-image-2809" title="kesk_protesto_20120126_3" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/kesk_protesto_20120126_3.bmp" alt="" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/kesk-4688-sayili-yasa-degisikligini-protesto-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kamu Emekçileri, 4688 sayılı yasa değişikliğine karşı alanlarda!</title>
		<link>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/kamu-emekcileri-4688-sayili-yasa-degisikligine-karsi-alanlarda/</link>
		<comments>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/kamu-emekcileri-4688-sayili-yasa-degisikligine-karsi-alanlarda/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 07:32:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bdh</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu Emekçisi]]></category>
		<category><![CDATA[KESK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://birlikdayanisma.com/v3/?p=2803</guid>
		<description><![CDATA[Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), TBMM’de görüşülecek 4688 sayılı Sendikalar Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliği yarın (26.01.2012) Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştireceği eylemlerle protesto edecek. KESK yasanın görüşüleceği yarın (26 Ocakta) tüm illerde basın açıklaması yaparak yasadaki değişikliği protesto ederek alanlarda olacak. Kamu Emekçileri tasarıyı neden kabul etmiyor! 4688 No&#8217;lu Sendikalar Yasası&#8217;nda yapılacak değişiklikte, hizmet kolu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), TBMM’de görüşülecek 4688 sayılı Sendikalar Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliği yarın (26.01.2012) Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştireceği eylemlerle protesto edecek. KESK yasanın görüşüleceği yarın (26 Ocakta) tüm illerde basın açıklaması yaparak yasadaki değişikliği protesto ederek alanlarda olacak. <span id="more-2803"></span><strong>Kamu Emekçileri tasarıyı neden kabul etmiyor!</strong><br />
4688 No&#8217;lu Sendikalar Yasası&#8217;nda yapılacak değişiklikte, hizmet kolu toplu sözleşmeleri yer almayacak. Bu düzenlemeyle yüzlerce belediyede yapılan toplu sözleşmeler de hükümsüz kalacak. Yani değişiklikle, yerel yönetimlerin toplu sözleşme yapmasına yasak getirilecek. Toplu sözleşmeyi sadece konfederasyonlarla yapılacak olan genel toplu sözleşme ile sınırlayacak, grevli toplu sözleşme hakkımız yasal teminat altına alınmadığı gibi örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller de varlığını koruyacak.<br />
Özetle; Tasarıda sadece genele indirgenmiş bir toplu sözleşme ve engellenmiş grev hakkı bulunuyor.<br />
Kamu emekçileri ne istiyor!<br />
4688 sayılı yasadaki bu değişikliğe karşı kamu emekçilerinin talepleri ise şunlar;</p>
<p>*Grev hakkının yasal teminat altına alındığı özgür bir Toplu Sözleşme düzeni,<br />
* Örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılması,<br />
* Her sendikanın kendi üyeleri adına toplusözleşme yapabilmesi,<br />
* Belediyelerle yıllardır yapılan toplusözleşmelerin devam etmesi,<br />
* Tüm çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması, çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi.</p>
<p><strong>KESK 26 Ocak’ta alanlarda!</strong><br />
Uluslararası sözleşmelere ve evrensel sendikal hak ve özgürlük normlarına aykırı, kazanılmış hakları gasp etmeyi hedefleyen bu değişiklikleri kabul etmeyen KESK, 2 milyon kamu emekçisinin haklarına yönelik saldırıları protesto etmek ve mücadeleyi yükseltmek için yarın (26 Ocak) alanlarda, sokaklarda olacak.</p>
<p>Bunun için, KESK Ankara Şubeler Platformu, 12.45’te YKM önünde toplanıp TBMM&#8217;ne yürüyecek. Diğer illerde de saat 13.00’te eş zamanlı olarak kitlesel basın açıklamaları gerçekleştirilecek. Ayrıca &#8220;ILO normlarında adam gibi sendika istiyoruz&#8221; diyen Kamu Sen de yarın TBMM önünde olacağını ve yarın saat 12.30&#8242;da TBMM Dikmen Kapısında tasarıyı protesto edeceğini açıkladı.<br />
KESK; İstanbul’da da saat 13.00’da Galatasaray Lisesi önünde toplanarak Taksim meydanına yürüyerek, Taksim meydanında oturma eylemi gerçekleştirecek.</p>
<p>Bizler de Birlik Dayanışma Hareketi (BDH) olarak yarın (26 Ocakta) 4688 sayılı Sendikalar Kanunu’ndaki değişikliğe karşı emekçilerin verdiği mücadelenin yanında olacağız.<br />
Yarın tüm illerdeki dostlarımızı “Grevsiz Toplu Sözleşme, Toplu Sözleşmesiz Sendika Olmaz!”diyerek kamu emekçilerine destek olmak için alanlarda olmaya çağırıyoruz!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/kamu-emekcileri-4688-sayili-yasa-degisikligine-karsi-alanlarda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maltepe Belediyesi’ndeki taşeron belediye işçilerinin direnişi başarıyla sonuçlandı!</title>
		<link>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/maltepe-belediyesindeki-taseron-belediye-iscilerinin-direnisi-basariyla-sonuclandi/</link>
		<comments>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/maltepe-belediyesindeki-taseron-belediye-iscilerinin-direnisi-basariyla-sonuclandi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 09:09:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bdh</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[hak mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[taşeron]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://birlikdayanisma.com/v3/?p=2793</guid>
		<description><![CDATA[Maltepe Belediyesi önünde 21 Aralık 2011’den beri direnişlerini sürdüren Maltepe Belediyesi taşeron işçileri 17 Ocak tarihinde Maltepe Belediyesi ile görüşme talebine olumlu yanıt aldı. Maltepe Belediye Başkanı’nın danışmanı Yüksel Çiftçi ile yapılan görüşmeler sonrasında işten çıkarılan işçilerin 23 Ocak Pazartesi günü işbaşı yapacağı, haftalık 45 saati aşan çalışma sürelerinin fazla mesai olarak kayda geçeceği ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi önünde 21 Aralık 2011’den beri direnişlerini sürdüren Maltepe Belediyesi taşeron işçileri 17 Ocak tarihinde Maltepe Belediyesi ile görüşme talebine olumlu yanıt aldı. <span id="more-2793"></span>Maltepe Belediye Başkanı’nın danışmanı Yüksel Çiftçi ile yapılan görüşmeler sonrasında işten çıkarılan işçilerin 23 Ocak Pazartesi günü işbaşı yapacağı, haftalık 45 saati aşan çalışma sürelerinin fazla mesai olarak kayda geçeceği ve iş ekipmanlarının işçilere sağlanacağı kararlaştırıldı. Ayrıca, bu gelişmeleri takip edecek bir komisyon kurulmasına karar verildi.<br />
Maltepe Belediyesi taşeron işçileri 27 gün boyunca kararlılıkla sürdürdükleri direnişlerini taleplerinin kabul edilmesi üzerine sonlandırdı. İşçiler, kazanımın ardından AKP Maltepe İlçe Binası önünde bir basın açıklaması yaptı ve taşeron sistemine karşı mücadelelerini daha kitlesel bir şekilde sürdürme niyetlerini kamuoyuyla paylaştılar. Direnişlerini kazanımla sonuçlandırmalarına rağmen güvencesizliğin hala yakıcı bir sorun olduğunu belirten işçiler, AKP hükümetini sorumluluğa davet etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/maltepe-belediyesindeki-taseron-belediye-iscilerinin-direnisi-basariyla-sonuclandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitim Sen 2011-2012 raporunu yayınladı</title>
		<link>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/egitim-sen-2011-2012-raporunu-yayinladi/</link>
		<comments>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/egitim-sen-2011-2012-raporunu-yayinladi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 09:34:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bdh</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim emekçisi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://birlikdayanisma.com/v3/?p=2783</guid>
		<description><![CDATA[Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası 2011-2012 eğitim-öğretim yılına dair raporunu açıkladı. Raporda tüm dünyada evrensel bir hak olan eğitimin, Türkiye&#8217;de her geçen gün daha da ticari hale getirildiği, eğitimi giderek dinselleştiren uygulamaların arttığı belirtiliyor. Şubat ayı içersinde Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın 17 bin kadrolu öğretmen atayacağını belirtmesine karşın Eğitim Sen raporunda ataması yapılmayan öğretmen sayısını 300 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası 2011-2012 eğitim-öğretim yılına dair raporunu açıkladı. Raporda tüm dünyada evrensel bir hak olan eğitimin, Türkiye&#8217;de her geçen gün daha da ticari hale getirildiği, eğitimi giderek dinselleştiren uygulamaların arttığı belirtiliyor. Şubat ayı içersinde Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın 17 bin kadrolu öğretmen atayacağını belirtmesine karşın Eğitim Sen raporunda ataması yapılmayan öğretmen sayısını 300 bin olarak belirtiyor. <span id="more-2783"></span>Ana dilde eğitimin öneminden, eğitim sisteminin sorunlarının giderek derinleştiğinden ve bundan daha çok yoksul emekçi ailelerin yaşadığı bölgelerin etkilendiğinden, atama problemlerinden ve eğitim alanındaki daha birçok sorundan bahseden Eğitim Sen raporunu aşağıda yayınlıyoruz.<br />
20.01.2012</p>
<p>2011–2012 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı bugün sona erdi. Geçtiğimiz yarıyıl içinde önceki yıllardan birikerek artan sorunlar yetmezmiş gibi, eğitimde yeni sorunlar ve olumsuzluklarla karşı karşıya kalınmıştır. Geçtiğimiz dokuz yılda eğitimde yaşanan ticarileştirme ve eğitimi dinselleştirme uygulamaları, geçtiğimiz yarıyılda olduğu kadar yoğun yaşanmamıştır.<br />
2011–2012 eğitim-öğretim yılının ilk yarısının sonu itibariyle Türkiye’de eğitim sisteminin artık kronikleşen sorunları bütün ağırlığıyla varlığını sürdürmektedir. Eğitimin temel bir insan hakkı olması, kamusal finansman yoluyla bütün yurttaşlara eşit ve parasız olarak sunulması gerekirken, önceki hükümetlerin izinden giden AKP Hükümeti döneminde, eğitim her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilmiş ve ticarileştirilmiştir.<br />
9 yıllık AKP iktidarı, piyasacı ve özelleştirmeyi temel alan eğitim politikaları ile eğitimi ve eğitim sistemini içinden çıkılması güç bir duruma sürüklemiştir. AKP bu süreci, bir taraftan yoğun siyasi kadrolaşma çabalarıyla yürütürken, diğer yandan demokratik, laik, bilimsel ve anadilinde eğitim talepleri görmezden gelinmiş, bu yöndeki talepleri savunanlar adli ve fiili baskılarla sindirilmeye çalışılmıştır.<br />
23 Ekim&#8217;de Van&#8217;da meydana gelen depremin ardından deprem bölgesindeki öğrenci ve öğretmenlerin barınma gibi en temel ihtiyaçları karşılanmadan, okulların depreme dayanıklılığı tespiti tamamlanmadan eğitim-öğretim dönemine başlanması, çözümsüzlüğün AKP iktidarı tarafından ne kadar benimsendiğinin göstergesidir.<br />
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, göreve gelmesinden kısa bir süre sonra “öğretmenlerin 3 ay tatil yaptığını” iddia etmiş, öğretmenlerin okullarda “sabah 8, akşam 5 mesai” yapacağını açıklamıştır. Aynı Bakan, ataması yapılmayan 300 bin öğretmene “atanamıyorlarsa başka iş yapsınlar” diyerek eğitime şaşı baktığını ortaya koymuştur. Öğretmenlerin 3 ay tatil yapmadığını çok iyi bilen Milli Eğitim Bakanı, eğitim alanında hayata geçirilecek projelerine kamuoyu desteği sağlamak için eğitim emekçilerini kullanmış ve esas amacının eğitimde angarya çalışma uygulamalarını hayata geçirmek olduğu kısa sürede anlaşılmıştır.<br />
2011-2012 eğitim-öğretim yılı başından itibaren öğretmenler asli görevleri dışında “Öğrenci Koçluğu”, Eğitim Harcamaları Anketi (TEFBİS), İlköğretim Kurumları Standardı Anketi (İKS), mahallelerde okuma yazma bilmeyenlerin tespiti gibi ek çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Eğitim-öğretim yılı başında gündeme getirilen ADEY, RİDEF, RİTA, “Aile Öğretmenliği Projesi” “Ana-kız okuldayız” projesi gibi uygulamalarla, öğretmenleri mesai saatleri dışında angarya ve esnek çalıştırmaya dönük çalıştırma uygulamaları hızlanmıştır. Eğitim emekçilerini daha yoğun çalıştırmayı hedefleyen performans değerlendirme uygulaması pilot illerde başlamıştır.</p>
<p><strong>Eğitime Yönelik Piyasacı Hamleler ve Eğitimi Dinselleştiren Uygulamalar Sorunları Arttırdı</strong><br />
9 yıllık AKP iktidarı döneminde eğitimin ticarileştirilmesi uygulamaları ile eğitim sisteminin dinselleştirilmesi uygulamaları birbirine paralel olarak hayata geçirilmiştir. Bir taraftan okullar kar-zarar hesabıyla tıpkı piyasada faaliyet gösteren “şirketler” gibi işletilirken, müfredatın ırkçı, gerici ve cins ayrımcı öğeler içerdiğini, başta Felsefe dersi olmak üzere pek çok derste dini referansların belirgin bir şekilde arttırıldığını gözlemlemek mümkündür.<br />
Eğitimin toplumun geleceği açısından taşıdığı önem dikkate alındığına, eğitim müfredatının biçimlendirilmesinden pratik uygulamalara kadar hemen her alanda dini öğelerin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitim sürecine adım adım eklemlenmeye çalışılması dikkat çekicidir. Okullardaki sayısız uygulamalardan, yardımcı kaynakların içeriğine kadar her araç, eğitimin dinselleştirilmesi doğrultusunda kullanılmıştır.<br />
Pedagojik açıdan çok ciddi sakıncaları bulunan Kur’an kurslarındaki yaş sınırının kaldırılması, bu anlamda atılan önemli adımlardan birisidir. Daha önce, Harun Yahya’nın evrim teorisine karşı çıkardığı ve hiçbir bilimsel değeri olmayan “Yaradılış Atlası” adlı kitabı Türkiye’deki bütün Biyoloji ve Felsefe öğretmenlerinin adına okullara gönderilmiş, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin adlarının söz konusu kişilerin eline nasıl geçtiğini açıklayamamıştır. Türkiye’nin çeşitli illerindeki okullarda dönem dönem dini içerikli kitaplarıyla tanınan yazarların katılımıyla toplantılar düzenlenmiş ve öğrencilerin bu yazarların kitaplarını alıp okumaları özendirilmiştir.<br />
Eğitim müfredatının değiştirilmesi sürecinde önerilen “100 Temel Eser” içinde yer alan pek çok hikayede kısaltma ve düzeltmeler yapılarak bu kitaplar İslami söylemler eşliğinde yeniden düzenlenmiştir. Kitap listesinin içinde dilinde en çok değişiklik yapılan kitaplardan birisi Pinokyo’dur. Kitap yine bazı yayınevleri tarafından İslami söyleme uydurularak piyasaya sürülmüştür. Sefiller, Robinson Crusoe (Timaş), İnsan Ne ile Yaşar, Heidi (Nehir), Hikayeler-Cehov, Andersen Masalları, Mutlu Prens, Polyanna (Damla), Üç Silahşörler, La Fontaigne’den Seçmeler gibi kitaplar dini söyleme uydurulan kitaplardan bazılarıdır. Özgün metinler, kitaplara ekleme, çıkarma, çarpıtma gibi yollar kullanılarak değiştirilmiştir. Eğitim Sen, o dönem 100 temel eser ile ilgili olarak yayınladığı açıklayıcı broşürle (100 Temel Eser Niçin Temel Eser Değil, Ocak 2008) bütün bu kitaplardaki dini söylemleri ayrıntılı olarak açıklamıştır.<br />
Zorunlu eğitimin kendi içinde kademelendirilerek 4+4+4 şeklinde 12 yıla çıkarılması için çalışmalar yapıldığı basına yansımıştır. İlköğretimin bir bütün olarak değerlendirilmesi yerine 4+4 şeklinde belirlenmiş olması, ister istemez imam hatip okullarının orta bölümlerinin yeniden canlandırılması tartışmalarını gündeme getirmiştir. Her ne kadar düzenleme “mesleğe yönelme” şeklinde ifade edilse de, ilköğretim dördüncü sınıfta okuyan bir çocuğun pedagojik olarak, kendi iradesiyle meslek seçimine yönelmeyeceği ortadadır. Eğitim Sen, eğitimin 2 yıl okul öncesi 9 yıl kesintisiz ilköğretim ve 4 yıl da ortaöğretim olmak üzere toplam 15 yıla çıkarılmasını önermekte, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına bir an önce başlanmasını savunmaktadır.<br />
Yine önceki yıllarda Valilikler ve Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından verilen izinlerle birtakım dernek ve çevreler tarafından birçok il ve ilçede okullar ve öğrenciler üzerinden organize edilmeye çalışılan ve neredeyse ulusal bir etkinlik düzeyine çıkarılan “Kutlu Doğum Haftası” geçtiğimiz yıl yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı genelgesiyle okullarda dini siyasete alet eden yaklaşımlar eşliğinde yaygınlaştırılmıştır. Geçtiğimiz haftalarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilköğretim okulu öğrencilerine “umre ziyareti” yapılması ile ilgili yazısının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “acele ve günlü” olarak 81 ildeki bütün okullara gönderilmesi ve okullardan öğrencilerin listesinin istenmesi eğitimin dinselleştirilmesi uygulamalarının geldiği noktayı görebilmemiz açısından önemlidir.  Yıllardır ülke gündeminde olan “zorunlu din dersi” uygulaması, AİHM ve yüksek yargı kararlarına rağmen sürdürülürken Milli Eğitim Bakanlığı, her fırsatta din dersi verilen alanları artırmaya çalışmıştır. Sağlıklı çocuklara din dersinin zorunlu olduğunun tartışıldığı bir dönemde Bakanlık, otistik çocuklara da din kültürü ve ahlak bilgisi dersini zorunlu hale getirerek, eğitimin dinselleştirilmesi uygulamalarında sınır tanımadığını göstermiştir. Üstelik bu yapılırken otistik çocukların en fazla ihtiyaç duyduğu ders saati azaltılmıştır. Beden Eğitim dersi 4 saatten 3 saate indirilerek Din Kültürü dersi konulmuş; okullarda din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olmadığı durumlarda bu derslerde beden eğitimi öğretmenleri görevlendirilmiştir.<br />
Eğitimde dinselleştirme uygulamaları sadece burada belirttiklerimizle sınırlı değildir. Bu uygulamalar, eğitimin gün geçtikçe kronikleşen sorunları ile birlikte değerlendirildiğinde karşı karşıya olduğumuz sorunun büyüklüğü daha iyi anlaşılmaktadır.<br />
Milli Eğitim Bakanlığı Fatih Projesi (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi Geliştirme) kapsamında yaklaşık 12 bin tablet bilgisayar dağıtılacağını, okulların 1496 akıllı tahtayla donatılacağını açıklamıştır. Fatih Projesi kapsamında Ulaştırma Bakanlığı ve Vestel Elektronik iştiraki Vestel Dijital Üretim arasında akıllı tahtalar için 339.6 milyon liralık bir sözleşme imzalanmış ve eğitim hizmetinin giderek derinleşen sorunlarının üstü süslü söylemlerle kapatılmak istenmiştir.<br />
Fırsat eşitliğini Fatih Projesi ile sağlayacağını söyleyen MEB’in sadece sermaye çevrelerine, büyük şirketlere böylesi projelerle borsadaki hisselerini harekete geçirecek büyük fırsatlar sunduğu açıktır. Yıllardır işaret ettiğimiz ve çözümü noktasında da çeşitli önerilerde bulunduğumuz kronik eğitim sorunlarını görmek istemeyen MEB’in öncelikli olarak Fatih Projesi’ne eğilmesi manidardır. Sorunların altını her çizdiğimizde bütçenin kısıtlılığından bahsedenlerin milyonlarca liralık ihaleler gerçekleştirmesi ile kimlere fırsat yaratılmak istendiği açıkça görülmektedir.<br />
Eğitimi “teknoloji odaklı” hale getirmek isteyen MEB’in Bilişim Teknolojisi dersini 4. ve 5. sınıflarda kaldırması; 6, 7 ve 8. sınıflarda da seçmeli hale getirmesi ile Fatih Projesi ile ulaşılması istenen hedefler arasında ciddi bir çelişki bulunmaktadır. Böylece bu uygulamayla eğitim sistemi içine çeşitli proje ve modellerle büyük şirketlerin bir daha çıkmamak üzere sokulmak istendiği, eğitim hizmetinin tamamıyla ticarileştirilmesinin hedeflendiği de açıkça görülebilir olmuştur.</p>
<p><strong>2011-2012 eğitim öğretim yılının birinci yarıyılı itibariyle eğitimde yaşanan diğer sorunlar şunlardır:</strong><br />
AKP’nin eğitime bütçeden yüksek oranda pay ayrıldığı ve okullaşma oranlarındaki artışa ilişkin çizdiği olumlu tabloya karşın çok sayıda çocuk eğitim hakkından yararlanamamaktadır. Bakanlık, özellikle okul öncesi eğitim oranlarının arttığını iddia etse de adrese dayalı kayıt sistemine göre açıklanan rakamlar gerçeği yansıtmamakta; Türkiye’nin pek çok bölgesinde, özellikle okul öncesi eğitimde kayıtlarda görülen öğrenci sayısı ile okula devam eden öğrenci sayısında belirgin bir fark bulunmaktadır. MEB, pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da sadece kendilerine iletilen rakamları açıklamakta, bu rakamların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ile ilgili herhangi bir inceleme yapma ihtiyacı hissetmemektedir.<br />
Okulların fiziki yapı ve donanım açısından yaşadığı eksiklikler sağlıklı bir eğitim hizmetinin verilmesini güçleştirmektedir. Okulların büyük bölümünde araç-gereç, kütüphane, altyapı donatım yetersizlikleri sürmektedir. Öğrenciler, büyük kentlerde 40-50 kişiye varan kalabalık sınıflarda, kırsal kesimde ise birleştirilmiş sınıflarda öğretim görmeye çalışmaktadır. Sadece ilköğretimde öğrencilerin OECD ortalaması olan 22 kişilik sınıflarda sağlıklı bir biçimde tekli eğitim görebilmeleri için gerekli olan derslik sayısı 163 bin 309’dur.<br />
Resmi rakamlara göre Türkiye’de ilköğretimde derslik başına ortalama öğrenci sayısı 31, orta öğretimde 34, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Mersin, Gaziantep, Urfa, Diyarbakır, Batman, Van ve Ağrı’da derslik başına ortalama öğrenci sayısı Türkiye ortalamasının üzerindedir. Sadece İstanbul’da derslik başına ortalama öğrenci sayısı ilköğretimde 45, orta öğretimde ise 41’dir.<br />
Türkiye’deki okulların halen üçte ikisinde ikili, üçte birinde tekli eğitim yapılmaktadır. Sınıf mevcutları geçmişe göre azalmasına karşın, özellikle yoksul, emekçi ailelerinin yaşadığı bölgelerdeki okullarda kalabalık sınıflarda eğitim-öğretim yapılmaya çalışılmaktadır. Kalabalık sınıflarda eğitim hem öğretmenler hem de öğrenciler açısından önemli bir sorun olmayı sürdürmektedir.<br />
Birleştirilmiş sınıflar ve taşımalı eğitim uygulamasının yaygınlığı eğitim sisteminin öncelikli sorunları olmayı sürdürmektedir. 2011–2012 eğitim-öğretim yılı itibariyle 15.961 ilköğretim okulu taşımalı eğitim kapsamına alınmıştır. Ülke genelinde taşıma merkezi ilköğretim okullarının sayısı ise 5.956’dır.<br />
Yatılı İlköğretim Bölge Okulları’nda (YİBO) eğitim gören öğrenci sayısı ciddi bir artış göstermiştir. 2002-2003 eğitim öğretim yılında 546 YİBO’larda okuyan öğrenci sayısı 166 bin 543 iken, 2011 yılında YİBO sayısı 539’a düşmüş, ancak YİBO’da okuyan öğrenci sayısı 247 bin 563’e yükselmiştir. Süreç içerisinde okullaşma sorununa temel çözümün bu kurumlar eliyle gerçekleştirileceği beklentisi oluşturulmuştur. Oysa temel olarak yapılması gereken, her çocuğun kendi ikamet ettiği yerde okul, derslik ve öğretmen açığı sorununun giderilmesi ve bu yolla çocukların kendilerinin ve ailelerinin ikamet ettikleri yerlerde eğitim görmelerinin sağlanmasıdır. Bu sürecin bir an önce gerçekleştirilmesi için acil düzenlemeler yapılmalı ve YİBO’lar en kısa sürede kaldırılmalıdır.<br />
AİHM kararlarına rağmen zorunlu din dersi uygulamasında ısrar edilmekte, başta Aleviler olmak üzere başka inançtan olan ya da herhangi bir inanışı olmayan ailelerin çocuklarına yönelik ayrımcı uygulamalar sürmektedir.<br />
Eğitimde “ticarileştirme” ve “özelleştirme” uygulamaları bütün hızıyla sürmekte, kamu-özel ortaklığı çerçevesinde okullarda kamusal finansmanın yeri büyük ölçüde özel kesimden, şirketlerden sağlanan finansmana bırakılmaktadır. Ayrıca son yıllarda eğitim alanında şirketlerin sponsorluğu, devlet/kamu okulları arasında gelir ve ticari faaliyetlere göre hiyerarşinin, bu bağlamda “ayrıcalıklı devlet okulları”nın ortaya çıkmasına neden olmuştur.<br />
Eğitim sistemimizin bir diğer önemli konusu anadilinde eğitim konusunun henüz çözülememesinden kaynaklı sorunların artarak sürüyor olmasıdır. Anadilinde eğitim, çocukların zihinsel gelişimlerinin, öğrenme yeteneklerinin ve sağlıklı bir kimlik edinmelerinin olmazsa olmaz koşullarındandır. İlköğretim çağına kadar kendi anadili ile dünyayı ve çevresini tanıyan çocuğun, herhangi bir geçiş süreci yaşamaksızın yabancısı olduğu bir dil ile eğitime başlaması, pedagojik açıdan kabul edilmez bir durumdur. Türkiye’de milyonlarca çocuğun kendi anadillerinde eğitim hakkından yoksun bırakılması, çocukluktan itibaren zihinsel gelişimi ve kimlik edinme sürecini olumsuz etkilemektedir. Eğitim hakkının gerçekleşebilmesinin ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasının koşullarından birisi çocuğun anadilini öğrenmesi ve anadiliyle eğitime başlamasıdır. Eğitimin yukarıda dile getirilen amaçlarına yönelik olarak başarıya ulaşması da aynı şekilde anadiliyle yakından ilgilidir. Anadilinde eğitim hakkı, BM sözleşmeleri dâhil birçok uluslararası düzenleme ile güvence altına alınmış temel bir insan hakkıdır. Birleşmiş Milletler’in sözleşmelerinin anadilinde eğitim ile ilgili maddelerine konulan bütün çekinceler kaldırılmalı; eğitim biliminin temel ilkelerinden birisi olan anadilinde eğitim hakkı tanınmalıdır.<br />
Ücretli öğretmen görevlendirmelerinin, yoğunluklu olarak yoksul olan ve Bakanlık’ın beklediği kadar “katkı payı” verilmeyen bölgelerde olması dikkat çekici olan bir diğer noktadır. Gelir düzeyi yüksek olan semtlerde kadrolu öğretmenler görevlendirilirken, yoksul semtlerdeki okullarda ücretli öğretmenler görevlendirilmekte, bu anlamda bizzat MEB tarafından yurttaşlar arasında “resmi ayrımcılık” yapılmaktadır.<br />
Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre 81 ilde 4 bin 93 dershane bulunmaktadır. Dershaneler yıllar içinde, aksi yöndeki tüm iddialara rağmen kamu okullarına alternatif haline getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı, önümüzdeki yıllarda dershanelere arsa tahsisi, vergi indirimi vb. teşvikler verilmesi yoluyla bu kuruluşların özel okullara dönüştürülmesi amaçlanmaktadır.<br />
Okullarda şiddetin önüne geçilmesi ve güvenliğin sağlanması iddiasıyla “okul polisliği” uygulaması çerçevesinde her okula bir polis yerleştirilmiştir. Ayrıca emniyetle “iletişimi” sağlamak için muhbir öğretmenlik uygulaması hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Bu uygulama, okulda şiddeti bir dizi ekonomik ve sosyo-kültürel önlemle üstüne gidilebilecek bir olgu görmekten çok, sadece asayiş sorunu ya da adli bir sorun olarak gören çarpık zihniyetin sürdüğünü göstermektedir.<br />
Meslekî ve teknik eğitimin artık içinden çıkılamaz hale gelmiş sorunları çözüm beklemektedir. Milli Eğitim Bakanlığı meslek liselerinin ve bu liselerde okuyan gençlerin sorunları dinleyip çözüm üretmek yerine, endüstri meslek liselerini öğrencileri ve öğretmenleriyle birlikte özel sektöre devretmenin planlarını yapmaktadır.<br />
Yükseköğretim alanında yaşanan ticarileştirme süreci bütün hızıyla sürmektedir. YÖK başkanı değişmiş ancak, YÖK’ün paradigması değişmemiştir. AKP baskısını artırarak yeniden yapılandırmaya çalıştığı üniversitelerde; eşit, parasız, bilimsel, demokratik, anadilinde eğitim isteyen, üniversitelerin ticarethane haline dönmesine, öğrencilerin müşteri olarak görülmesine karşı duran, özgürlük isteyen öğrencilerin sesini susturmak için elinden gelen her şeyi yapmaktadır.<br />
2002’de 23 olan vakıf üniversitesi sayısı 62’ye, 53 olan kamu üniversitesi sayısı 103’e çıkmış durumdadır. Üniversite sayısını böylesi artırmak AKP açısından oldukça mantıklıdır. Üniversite eğitiminin kitleselleşmesi, öncelikle piyasadaki işgücünün “niteliği”ni yükseltecek ve genel ücret düzeyini düşürecek bir hamledir. İkinci olarak üniversite eğitimi almak toplumsal bir mesele haline geldiği için, daha fazla öğrencinin üniversiteye girme şansına sahip olması, işsizlik rakamlarının düşmesi açısından da bir fırsat olarak değerlendirilmiştir.</p>
<p><strong>652 Sayılı KHK ile Eğitimde Yeniden Yapılandırma Süreci Hızlandı</strong><br />
652 sayılı “Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın teşkilat yapısı tamamen değiştirilmiştir. Buna göre eğitim sistemi yapısal, örgütsel, personel sistemleri açısından köklü bir biçimde dönüştürerek, “küresel rekabete” hazırlayacak bir model oluşturması planlanmaktadır. Kamu hizmetleri içinde belirleyici bir konumda bulunan (Türkiye’de kamu hizmetlerinin yüzde 48’ini eğitim hizmetleri oluşturur) eğitim hizmetlerinin söz konusu “küresel rekabete” uygun olarak yürütülmesi için Bakanlık’ın görev tanımında önemli değişiklikler yapılmıştır.<br />
652 sayılı KHK ile yapılan en önemli değişikliklerden birisi, “Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğü” ile “İlköğretim Genel Müdürlüğü”nün birleştirilip, “Temel Eğitim Genel Müdürlüğü” oluşturularak, ilköğretimde zorunlu olan din derslerinin, yeni oluşturulan “temel eğitim” kavramı çerçevesinde okul öncesi eğitimde de zorunlu olarak okutmasının yolunun açılmış olmasıdır. Eğitim-öğretim açısından din öğretimi, matematik, fizik, tarih, fen, sosyal bilimler öğretimiyle benzer bir öğretim alanı iken, diğer alanların öğretimiyle ilgili genel müdürlükler birleştirilirken “Din Öğretimi Genel Müdürlüğü”nün varlığının korunmasını, Kuran kurslarına gidecek öğrencilerde yaş sınırının kaldırılması ve Arapça seçmeli ders çalışmalarını birlikte değerlendirdiğimizde 652 Sayılı KHK’nın ne kadar tehlikeli düzenlemeler içerdiği daha iyi anlaşılmaktadır.<br />
652 sayılı KHK ile eğitim yöneticilerinin yetki ve sorumlulukları da yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, yöneticiler bundan sonra görevlerini sadece mevzuata, plan, program ve emirlere göre değil, aynı zamanda “performans ölçütlerine” ve “hizmet kalite standartları”na uygun olarak yürütecektir. 652 sayılı KHK ile yapılan bir başka değişiklikle, okul ve kurum müdürleri, yazılı ve/veya sözlü olarak yapılacak okul veya kurum müdürlüğü sınavında başarılı olmak kaydıyla, hizmet süreleri, “performans” ve “yeterlikleri” dikkate alınarak il milli eğitim müdürünün teklifi üzerine “vali tarafından” atanması öngörülmüştür. Bakanlık, kendileri gibi düşünmeyen tek bir kişiyi bile yönetici yapmamak için sözlü sınav sistemini yeniden getirmiştir. Danıştay’ın daha önce yapılan sözlü sınavları objektif bulmayıp iptal etmesine rağmen AKP, Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki siyasal kadrolaşmasını tamamlamak için yeniden sözlü sınav getirmiş ve bir kez daha yüksek yargı kararlarını yok saymıştır.<br />
652 sayılı KHK ile değiştirilen 3797 sayılı MEB eski teşkilat kanununda yönetim görevlerine atanma ve bu görevlerde yükselmede kariyer ve liyakatin esas alınacağı açıkça düzenlenmiştir. Yine Danıştay’ın eğitim yöneticilerinin seçiminde yaşanan siyasal kadrolaşmaları iptal ederken verdiği kararlarının temelini “kariyer” ve “liyakat” (görev için yeterlilik) ilkeleri oluşturmuştur. Hükümetin, 652 sayılı KHK’da kamu yönetimi açısından son derece önemli olan bu iki temel ilkeye yer vermemesi, Bakanlık’ın eğitim yöneticilerini istediği biçimde seçmek istemesinin önünü açmıştır.<br />
652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “İnşaat ve Emlak Grup Başkanlığı” başlığı altında düzenlenen 23. maddesinde yer verilen hükümler ile eğitimde “Kamu Özel Ortaklığı” olarak ifade edilen bir modelin uygulanmak istendiği anlaşılmaktadır. Bu noktada aşağıda yer verilen 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 23. maddesine göz gezdirdiğimizde bugün “eğitim kampusları” ya da “eğitim kentler” olarak ifade edilen projenin alt yapısının bu modelle oluşturulduğu görülmektedir.<br />
MEB, “kiralık okul” projesini kamu özel ortaklığı çerçevesinde değerlendirmekte ve üzerine okul yapılacak arazi sahiplerine “Proje bizden. Arazine okulu sen yap, bize 49 yıllığına kirala” demeye hazırlanmaktadır.<br />
Bu uygulamanın açık anlamı şudur. Devlet eğitim-öğretim hizmetini sunacak personeli yani öğretmenleri bu okullarda ya da kampuslarda istihdam etmeye devam ederek, hem şirketin kira gelirini hem de eğitim-öğretim hizmetinin buralarda verilmesi nedeniyle öğrenci garantisini, yani şirketin müşteri garantisini devlet güvencesine bağlamaktadır.<br />
Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kampusları Yönergesi’nin 4. maddesinde eğitim kampusu; “Millî Eğitim Bakanlığına bağlı değişik tür ve derecedeki birden fazla okul ve kurumlar ile bunlara bağlı pansiyon, yatakhane, yemekhane, laboratuvar, kütüphane, spor alanları, rehberlik ve sağlık ünitesi, konferans salonu, çok amaçlı salon ve benzeri yerleri içerisinde bulunduran alanı” olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla kampus oluşturma fikrinin gerçekleştirilmesinde Kamu Özel Ortaklığı modelinin oynayacağı rolü görebilmek, eğitim hizmetinin geleceği açısından hayati öneme sahiptir.<br />
Projedeki temel amaç, göç alan büyükşehirlerde sınıf mevcutlarının azaltılması olarak ifade edilse de asıl amaç, eğitim hizmeti içerisine büyük şirketleri çıkmamak üzere yerleştirmektir. Eğitim-öğretim hizmeti dışındaki diğer tüm hizmetlerin şirketin ticaret yapacağı alanlar olarak ayrılması, söz konusu şirketin kamu hizmeti alanına köklerini nasıl salacağını da göstermektedir. Kaldı ki sağlık hizmeti alanında görüldüğü üzere şirketle Bakanlık’ın yapacağı sözleşmenin “ticari sır” gerekçesiyle kamuoyundan saklanması muhtemeldir.<br />
Milli Eğitim Bakanlığı, çocuk ve gençlerimizin daha iyi ve sağlıklı koşullarda eğitim almasını istiyorsa, bunu eğitimi ticarileştirerek, eğitim hizmetlerini yerli ve yabancı şirketlere pazarlayarak değil, eğitime yeterli bütçe, okullarımıza ihtiyacı kadar ödenek ayırarak yapabilir.</p>
<p><strong>Öğretmen Açıkları Sorunu Devam Ediyor</strong><br />
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Kasım 2011 verilerine göre Türkiye genelinde 661.571 öğretmen görev yapıyor. Bunlardan 661.411’i kadrolu, 160’ı sözleşmelidir. Bakanlık verilerine göre 2011-2012 eğitim öğretim yılının ilk yarısında ek ders karşılığı çalıştırılan ücretli öğretmen sayısı 60 bin 94’tür. Bir yanda norm kadro esasına göre 126.137 öğretmen açığı varken, diğer yanda 300 bini aşkın ataması yapılmayan öğretmen bulunmaktadır.<br />
2011’de KPSS’ye giren ve resmi olarak atama bekleyen öğretmenlerin sayısı 264.277’dir. Her yıl eğitim fakültelerinden mezun olanların sayısı 33.783, diğer üniversitelerden mezun olup pedagojik formasyon eğitimi alanların sayısı 39.359’dur. Ataması yapılmayan öğretmenlerin sayısı her yıl en az 73.142 kişi artarken, her yıl mezun sayısının yarısı kadar bile öğretmen ataması yapılmaması, ataması yapılmayan öğretmenlerin sayısını birkaç yıl içinde 500 binlere çıkaracaktır.<br />
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir taraftan öğretmenlerin niteliklerini ve yeterliliklerini tartışmaya açarken, diğer taraftan ihtiyaç kadar öğretmen ataması yapmaması ve okul öncesi eğitim dahil eğitimin bütün kademelerinde “ücretli öğretmen” istihdam etmesi dikkat çekicidir. Öğretmenlik mesleğinin herkesin yapabileceği sıradan bir “iş” olarak değerlendiren, öğretmenlik gibi mesleki uzmanlık gerektiren bir mesleğin “ücretli öğretmen”ler tarafından yerine getirilmesinin önünü açan Bakanlığın öğretmenlerin mesleki yeterliliklerini tartışmaya açması tek kelimeyle bu konudaki politikasızlığın ve samimiyetsizliğin en somut ifadesidir.<br />
Sayıları her geçen yıl hızla artan ataması yapılmayan öğretmenlere, yeni kurulan üniversitelerin eğitim fakültelerinden mezun olacaklar da eklendiğinde işsiz öğretmen ordusunun önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceğini tahmin etmek zor değildir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen istihdamı konusunda bugüne kadar benimsediği politika öğretmen yetiştirmeden atama sürecine kadar hiçbir planlamanın olmadığını göstermektedir.</p>
<p><strong>Sonuç</strong><br />
Eğitim, tüm dünya çapında evrensel bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir. Bunun altında yatan en önemli etken eğitimin; insan kişiliğinin tüm yönleriyle gelişmesinde çok önemli bir faktör ve insanların kendilerini gerçekleştirmeleri ve özgürleşmeleri ile doğrudan ilişkili bir süreç olmasıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde eğitimin; cinsiyet, ırk, etnik yapı ve ulus gibi ayrımlar gözetilmeksizin her bireyin hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Eğitimin temel bir insan hakkı olması devletin herhangi bir ayrım gözetmeden herkese, eşit ve nitelikli eğitimi parasız olarak sunmasını gerektirmektedir. Her tür ve düzey eğitim; sınıf, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, politik görüş, ulus, etnik köken gibi ayrımlar yapılmadan herkese sağlanmalıdır.<br />
Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri imzaladığı eğitim hakkıyla ilgili ve eğitimde ayrımcılığın önlenmesine ilişkin uluslararası anlaşmalar, Anayasa ve ilgili yasalardaki hükümler gereği, eğitim hakkının kullanımının önündeki engelleri aşmak üzere etkin çalışmalar yürütmek zorundadır. Eğitime ilişkin çalışmaları gerçekleştirirken, anadilinde eğitim başta olmak üzere eğitim hakkına ilişkin temel ilkeleri göz önünde bulundurmak gerekmektedir.<br />
Her geçen gün içten içe çürüyerek bir enkaz haline getirilmiş eğitim sistemimiz 2011–2012 eğitim öğretim yılının ilk yarısında da eğitim emekçilerinin çabaları ile okullarda yürütülmeye çalışılmıştır. İlköğretimden başlayarak tam anlamıyla bir yarış içine sokulan çocuklarımız ve gençlerimiz arasındaki eğitim rekabeti, dershanelerle daha da artmış, oluşan dershane sistemi okullarda verilen eğitimin niteliğini tamamen yitirmesine, en temel işlevlerini bile yerine getiremez duruma gelmesine neden olmuştur.<br />
Yıllardır uygulanan ekonomik politikalar, kamudaki siyasal kadrolaşma, hak gaspları, sağlıkta yaşanan katılım payı ve diğer uygulamalar, paralı eğitim uygulamaları, ataması yapılmayan işsiz öğretmenlerin durumu, ücretli öğretmenliğin yarattığı sorunlar, ekonomik krizin giderek ağırlaşan yansımaları ve diğer hak gaspları, işyerlerini içten içe kaynatan, kamu emekçilerinin önemli bir bölümünü sorunlarını tartışmaya ve sorgulamaya iten sonuçlar ortaya çıkarmıştır.<br />
Eğitimin ve eğitim emekçilerinin yıllardır yaşadığı sorunlara kalıcı çözümler üretilmemiş, sorunlarımızın çözülmesi noktasındaki taleplerimiz görmezden gelinmiştir. Son yıllarda eğitimin bütün kademelerinde yaşanan ticarileştirme uygulamalarının sürmesine, çeşitli adlar altında angarya çalışmanın yaygınlaşmasına, baskılar, sürgünler ve anti demokratik uygulamalara karşı sessiz ve tepkisiz kalmayacağımızı göstermek için 21 Aralık Çarşamba günü gerçekleştirdiğimiz grev AKP Hükümeti&#8217;ne önemli bir uyarı olmuştur.<br />
Eğitim sisteminin yıllar içinde birikerek artan yapısal sorunlarını, geçici, günübirlik politikalarla geçiştirmek ya da çözümsüz bırakmak, çocuk ve gençlerimizin, Türkiye’nin geleceğine vurulmuş en büyük darbe olacaktır. Eğitim sistemimiz; özellikle yoksul, emekçi ailelerin yaşadığı bölge ve yerleşim birimleri açısından daha büyük ihmallerin, derin eşitsizlik ve yoksullukların yaşandığı bir durumdadır.<br />
Eğitim Sen olarak, çocuk ve gençlerimizin, geleceğimizin bu enkazın altında yok olmaması için acil adımlar atılması zorunluluğunu bir kez daha belirtiyoruz. Eğitimin ve eğitim emekçilerinin sorunlarına kalıcı çözümler getirilmesine yönelik taleplerimizin karşılanmaması durumunda tepkilerimiz artarak sürecektir. Önümüzdeki dönemde başta eğitim alanında yaşanan olumsuz düzenlemeler olmak üzere, eğitim ve bilim emekçilerinin yaşadığı sorunların çözümü için daha kitlesel ve sonuç alıcı eylemler hayata geçirmeye kararlıyız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/egitim-sen-2011-2012-raporunu-yayinladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maltepe Belediyesi’nde Taşeron İşçiler Direnişi Büyütüyor</title>
		<link>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/maltepe-belediyesi-taseron-iscileri-direne-direne-kazanacagiz/</link>
		<comments>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/maltepe-belediyesi-taseron-iscileri-direne-direne-kazanacagiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 08:54:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bdh</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[hak mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[taşeron]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://birlikdayanisma.com/v3/?p=2779</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce biz Birlik Dayanışma Hareketi muhabirlerinin yaptığı röportajda direnişin devam edeceğini söyleyen taşeron belediye işçileri direnişlerini büyütmüş durumda. Direnişe katılan işçi sayısı artmış ve neredeyse bütün taşeron işçileri direnişe destek oluyor. Uygunsuz çalışma koşulları, hafta sonu izinlerinin kullandırılmaması, ücretlerde gereken artışın yapılmaması, iş yerinde onursuzlaştırma gibi haklı nedenlerle CHP’li belediyeye karşı direnişe geçen işçiler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce biz Birlik Dayanışma Hareketi muhabirlerinin yaptığı röportajda direnişin devam edeceğini söyleyen taşeron belediye işçileri direnişlerini büyütmüş durumda. Direnişe katılan işçi sayısı artmış ve neredeyse bütün taşeron işçileri direnişe destek oluyor.<span id="more-2779"></span></p>
<p>Uygunsuz çalışma koşulları, hafta sonu izinlerinin kullandırılmaması, ücretlerde gereken artışın yapılmaması, iş yerinde onursuzlaştırma gibi haklı nedenlerle CHP’li belediyeye karşı direnişe geçen işçiler en çok onursuzlaştırmanın kendilerinin rahatsız ettiğini belirttiler.</p>
<p>Bugün (09.01.12) ikinci kez destek ziyaretine gittiğimiz işçiler direnişe geçmeden önceki çabalarından da söz ettiler. Süreç 600 taşeron işçisinin 20 kişilik komite seçmesiyle başlamış ve sendikalarla görüşülmüş. 400’ü aşkın imza topladıkları talep listesinde, insanca çalışma koşulları talep edilmiş. Talepler belediyeye verilmesine rağmen belediye yönetimi herhangi<br />
bir geri dönüşte bulunmamış ve bunun üzerine belediyenin önünde basın açıklaması yapılmış.</p>
<p>Belediye yönetimi işçilerin bütün uyarılarına rağmen, basın açıklamasını okuyan Alper Ekici’yi işten atmış ve bunun üzerine direniş 21 Aralık 2011 tarihinde Maltepe Belediyesi önünde başlamıştı.</p>
<p>İşçiler, bu Cuma da CHP’li belediye yönetimine yönelik yapılan basın açıklamasına katılan diğer işçilerin de işten çıkarıldığını belirttiler.</p>
<p>Maltepe’nin her yerini eylem alanına çeviren belediye taşeron işçileri 4 Şubat&#8217;ta bir dayanışma etkinliği yapmayı planlıyorlar. Ancak nerede yapılacağı tam kesinleşmiş değil.<br />
Gelişmeler hakkında bilgilendirmelerimiz devam edecek…</p>
<p><strong>YAŞASIN SINIF DAYANIŞMASI!</strong></p>
<p><strong> YILGINLIK YOK, DİRENİŞ VAR!</strong></p>
<p><strong> ZAFER DİRENEN EMEKÇİNİN OLACAK!</strong></p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_5.bmp"><img class="aligncenter size-full wp-image-2777" title="maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_5" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_5.bmp" alt="" /></a></p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_6.bmp"><img class="aligncenter size-full wp-image-2776" title="maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_6" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_6.bmp" alt="" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/maltepe-belediyesi-taseron-iscileri-direne-direne-kazanacagiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maltepe Belediyesi’nde Taşeron İşçiler direniyor!</title>
		<link>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/maltepe-belediyesinde-taseron-isciler-direniyor/</link>
		<comments>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/maltepe-belediyesinde-taseron-isciler-direniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 15:50:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bdh</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[Bdh]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[taşeron]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://birlikdayanisma.com/v3/?p=2771</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Maltape belediyesi çalışanları sendikalı çalışmak, senelik izin, fazla mesailerin ödenmesi, Cumartesi, Pazar tatili, ihbar ve kıdem tazminatı almak, iş güvencesi, özlük haklarının kaybına sebep olan 12 aydan az olmak üzere yapılan sözleşmelerinin 12 aydan fazla olması taleplerinin yerine getirilmemesi sebebiyle direnişe geçtiler. Birlik Dayanışma Hareketi olarak direnişteki işçilerle yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz. BDH: Problemler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Maltape belediyesi çalışanları sendikalı çalışmak, senelik izin, fazla mesailerin ödenmesi, Cumartesi, Pazar tatili, ihbar ve kıdem tazminatı almak, iş güvencesi, özlük haklarının kaybına sebep olan 12 aydan az olmak üzere yapılan sözleşmelerinin 12 aydan fazla olması taleplerinin yerine getirilmemesi sebebiyle direnişe geçtiler.<span id="more-2771"></span></p>
<p>Birlik Dayanışma Hareketi olarak direnişteki işçilerle yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.</p>
<p><strong>BDH:</strong> <em>Problemler nelerdi, direnişe neden başladınız?</em></p>
<p><strong>İşçi:</strong> İhbar ve kıdem tazminatlarımızın, Cumartesi Pazar tatillerimizin, senelik izinlerimizin olmaması, her sene yıl dolmadan sözleşmelerimizin yenilenmesi, 40 saatlik çalışma sürelerini aşan çalışma ve bunun karşılığında mesailerimizin ödenmemesi gibi insani taleplerimiz yerine getirilmediği için direnişe başladık.</p>
<p><strong>BDH:</strong> <em>Peki süreç nasıl gelişti anlatır mısınız?</em></p>
<p><strong>İşçi:</strong> Öncelikle bu insani talepler çerçevesinde örgütlenmeye başladık, toplantılar gerçekleştirdik. Daha sonra bu taleplerimizle birlikte Belediye Başkanlığına başvurduk. Randevu talep etmemize rağmen olumlu ya da olumsuz herhangi bir geri dönüş olmadı. Daha sonra arkadaşlarımıza yapacağımız çalışmayı anlatıp basın açıklaması gerçekleştirmeye karar verdik. Basın açıklamasının sonucunda Belediye Başkan Yardımcısı ve dört Belediye Meclis Üyesi bizimle bir toplantı yaptı. Toplantıda kimsenin işten çıkarılmayacağının, toplantıda belirttiğimiz yedi talebimizden altısını gerçekleştirebileceklerinin sözünü verdiler. Bir kaç gün içinde komisyon kuracaklarını ve bu konuları görüşeceklerini belirttiler. Komisyon kurulup görüşmeler başlayacaktı ancak; daha sonra belediye yöneticileri sözlerinde durmayıp bizimle görüşme yapmadılar ve ilk olarak beni işten çıkardılar. Bir kaç arkadaşımızı da işten çıkarmakla tehdit ettiler. Daha sonra direnişimiz belediye binası önünde başladı.</p>
<p><strong> BDH:</strong> <em>Bu süreçte işten kaç kişi çıkarıldı?</em></p>
<p><strong>İşçi:</strong> Şu an işten atılan bir tek ben varım ancak bizler biliyoruz ki işten çıkarmalar yalnız benimle sınırlı kalmayacaktır. Taşeron olarak çalışan diğer arkadaşlarımızın da her an işten çıkarılma riski olduğu belediye yöneticilerinin tavrından anlaşılmaktadır.</p>
<p><strong> BDH:</strong> <em>Halktan nasıl tepkiler alıyorsunuz?</em></p>
<p><strong>İşçi:</strong> Buradaki bazı esnaf arkadaşlarımız öğle yemeklerimizi karşılıyor, kimi insanlar çayımızı, kahvemizi getiriyor. Geçenlerde yaşlı bir teyzemiz destek olmak için bize baklava getirdi. Belediyede çalışan arkadaşlarımızdan da destek var. Mesela, bu arkadaşlarımız geçtiğimiz günlerde öğle yemeğine çıkmayıp bize destek oldular.</p>
<p><strong> BDH:</strong> <em>Siz direnişe başladıktan sonra belediye yönetimi nasıl bir tavır sergiledi?</em></p>
<p>İşçi: Direnişimiz başladıktan sonra belediye yönetimi, belediye binasının ön tarafındaki girişi kapatarak girişleri arka taraftaki kapıdan sağlamaya başladı. Yönetim, çalışanları direnişteki işçilerle karşılaştırmamak ve dayanışmayı önlemek için bu uygulamayı başlattı.</p>
<p><strong>BDH:</strong> <em>Mücadelenizi biz de gönülden destekliyoruz. Son olarak kamuoyuna bizim aracılığımızla iletmek istediğiniz bir şey var mı?</em></p>
<p><strong>İşçi:</strong> Desteğiniz için teşekkürler.</p>
<p><em> (Bütün işçiler hep beraber)</em></p>
<p><strong>YAŞASIN SINIF DAYANIŞMASI!</strong></p>
<p><strong> YILGINLIK YOK, DİRENİŞ VAR!</strong></p>
<p><strong> ZAFER DİRENEN EMEKÇİNİN OLACAK!</strong></p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_3.bmp"><img class="aligncenter size-full wp-image-2768" title="maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_3" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_3.bmp" alt="" /></a></p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_2.bmp"><img class="aligncenter size-full wp-image-2769" title="maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_2" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/maltepe_belediyesi_iscileri_direnisi_2.bmp" alt="" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://birlikdayanisma.com/v3/2012/01/maltepe-belediyesinde-taseron-isciler-direniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aydınlığın en kısa karanlığın en uzun olduğu gün de (21 Aralık’ta) emekçiler grevdeydi!</title>
		<link>http://birlikdayanisma.com/v3/2011/12/aydinligin-en-kisa-karanligin-en-uzun-oldugu-gun-de-21-aralikta-emekciler-grevdeydi/</link>
		<comments>http://birlikdayanisma.com/v3/2011/12/aydinligin-en-kisa-karanligin-en-uzun-oldugu-gun-de-21-aralikta-emekciler-grevdeydi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2011 09:13:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bdh</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[Bdh]]></category>
		<category><![CDATA[Grev]]></category>
		<category><![CDATA[KESK]]></category>
		<category><![CDATA[sınıf dayanışması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://birlikdayanisma.com/v3/?p=2765</guid>
		<description><![CDATA[Bugün (21 Aralık) Türkiye genelinde sağlık alanında örgütlü sendikalar ve meslek örgütleri ile KESK’e bağlı sendikalar 1 günlük grev gerçekleştirdi. Grev hemen hemen bütün illerde hayata geçirildi. İstanbul’da da KESK’in çağrısı ile bir araya gelen kamu emekçileri; * Grevli toplu sözleşme, * Güvenceli istihdam, * İnsanca yaşayacak ücret, * Baskı, ceza ve sürgünleri durdurmak, * [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün (21 Aralık) Türkiye genelinde sağlık alanında örgütlü sendikalar ve meslek örgütleri ile KESK’e bağlı sendikalar 1 günlük grev gerçekleştirdi. Grev hemen hemen bütün illerde hayata geçirildi.<span id="more-2765"></span> İstanbul’da da KESK’in çağrısı ile bir araya gelen kamu emekçileri;</p>
<p><strong>* Grevli toplu sözleşme,<br />
* Güvenceli istihdam,<br />
* İnsanca yaşayacak ücret,<br />
* Baskı, ceza ve sürgünleri durdurmak,<br />
* Ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, </strong>talepleri için grevdeydiler.</p>
<p>Bir günlük iş bırakan kamu emekçileri sabahın erken saatlerinde sendikaların belirlediği yerlerde toplanıp saat 11.00’de yolu kapatarak Beyazıt Meydanına doğru yürüyüşe geçti.</p>
<p>Eğitim emekçileri ve sağlık emekçileri sokaklarda taleplerini haykırdılar.</p>
<p>Taleplerini haykıran kamu emekçilerine halk da slogan ve alkışlarla destek verdi.</p>
<p>Yürüyüş sırasında sık sık, “Baskılar bizi yıldıramaz.”, “Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek.”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.” , “Zafer direnen emekçinin olacak.” ,“Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Baskılar bizi yıldıramaz”,</p>
<p>“Sağlık hakkı engellenemez”, Parasız sağlık, parasız eğitim”, “Eğitim haktır, satılmaz.”, “Sağlık haktır, satılamaz” “Emekçiler el ele genel greve!”, “Toplu sözleşme hakkımız grev silahımız” sloganları atıldı. Ayrıca KCK adı altında <strong>KESK</strong>&#8216;liler ve bir önceki gün operasyonla gözaltına alınan <strong>Dicle Haber Ajansı</strong> ve <strong>Gündem</strong> gazetesi çalışanları için de “Devrimci tutsaklar onurumuzudur<em>”</em> sloganlarına yer verildi.</p>
<p>On binlerce kamu emekçisi saat 13.00’de Beyazıt Meydanına geldiğinde ise, kamu emekçilerinin çoşkusu Beyazıt Meydanını inletti. Mitingde KESK’e bağlı sendikaların yanında, Direnişte olan Kampana deri işçileri, Savranoğlu işçileri ve Maltepe Belediyesinde işten atılan ve direnişte olan taşeron işçileri de vardı.</p>
<p>Mitingde <strong>SGBP </strong>adına Hava-İş Sendikası Genel Başkanı <strong>Atilla Ayçin</strong>, sanatçı <strong>Pınar Sağ</strong>, <strong>DİSK</strong> adına <strong>Tayfun Görgün</strong> ve <strong>Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey</strong> üyesi <strong>Osman Öztürk ve Ekvator Demokratik Halk Hareketi Milletvekili</strong> konuşmacı olarak katıldı.</p>
<p>Mitingde ilk konuşmayı <strong>Sendikal Güç Birliği adına Hava-İş Sendikası Genel Başkanı</strong> <strong>Atilay Ayçin</strong> yaptı.</p>
<p><strong>Atilay Ayçin</strong> AKP hükümetine ve Başbakan Erdoğan&#8217;a seslenerek; &#8220;Biz bu ülkenin ayaklarıydık ya, artık kork bizden. Baş olmaya karar verdik. Sabrımız taştı, kork bizden. Bize, &#8216;Türkiye&#8217;ye nifak tohumları ekiyorlar&#8217; diyorsunuz ya, bunu yapmaya devam edeceğiz. Sen emperyalizm güdümlü, halkları sömürmek, birbirine kırdırmak için var olan bir partisin. Sen ABD emperyalizminin, AB kapitalizminin bu ülkeye soktuğu bir virüssün. Sana yaşam hakkı vermeyeceğiz.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, </strong>Toplumun tüm kesimlerinin, gazetecilerin, sendikacıların, avukatların baskı altında olduğunu, gözaltına alındıklarını ve tutuklandıklarını gözaltındakilere ve tutuklulara selam gönderdiğini ifade etti. AKP&#8217;nin 12 Eylül&#8217;den aldığı karanlığı sürdürdüğünü kaydeden Görgün, &#8220;Bu karanlığı yıkacağız, parçalayacağız&#8221; dedi.</p>
<p>Özgür basından bir gazetecinin kürsüden yaptığı konuşmanın ardından ise, devrimci gazeteciler 3 dakikalık bir eylem yaptılar. Fotoğraf makinelerini bırakarak, “Özgür basın susturulamaz.”<strong>“</strong>Baskılar bizi yıldıramaz<em>”</em> “Devrimci tutsaklar onurumuzudur.” sloganlarını attılar. Ardından ise Vatan caddesinde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde, gözaltına alınan gazeteciler için yapılacak eylemin çağrısı yapıldı.</p>
<p>Basın emekçilerinin eyleminden sonra kürsüde, <strong>TTB Merkez Konsey Üyesi Osman Öztürk, </strong>vardı. Öztürk; &#8220;sağlıkta reform&#8221; denilen programın cicim aylarının bittiğini söyledi. &#8220;Sıra elini halkın cebine atmaya geldi&#8221; halka, &#8220;cebinize ve cüzdanınıza sahip çıkın&#8221; dedi. Sağlık alanındaki talana karşı mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.</p>
<p>Sanatçı <strong>Pınar Sağ</strong>, fabrikalarda iş cinayetlerinin artmasına neden olan, devrimcilerin isimlerinin anılmasına tahammül edemeyen, parasız eğitim isteyen öğrencileri tutuklayan zihniyete karşı “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganını attırdı.</p>
<p><strong>Ekvator Demokratik Halk Hareketi Milletvekili</strong> de; Özelleştirme politikalarına karşı Latin Amerika halkı olarak mücadele ediyoruz. Sizler de burada “Parasız eğitim, parasız sağlık” hakkı için mücadele ediyorsunuz. Bunlar yaşamsal taleplerdir. Sizin bu mücadelenizi selamlıyoruz. Bizler de bu mücadelede &#8216;Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın proletarya enternasyonalizmi&#8217;. Milletvekilinin konuşması alandakilerce <span style="color: #000000;"><strong>“El pueblo unido jamas sera vencido </strong></span><span style="color: #000000;"><strong>(Birleşmiş halk asla yenilmeyecek! )”</strong></span><span style="color: #000000;"> sloganıyla selamlandı.</span></p>
<p><strong>KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul</strong> ise, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç&#8217;ın, &#8220;Memur-Sen ile masaya oturur işleri bitiririz&#8221; sözünü &#8220;Bizim açmadığımız yolda yürüyenler, işverenlerle aynı masada oturur&#8221; dedi.&#8221;Grev hakkınız yok&#8221; diyenlere inat emekçiler olarak greve çıktıklarını söyleyen Tombul, &#8220;Biz haklıyız. Haklı ve meşru olanları hiçbir yasak ve hiçbir yasa engelleyemez&#8221; dedi.</p>
<p>Konuşmaların ardından Grup Yorum ve Mezopotamya Kültür Merkezi sanatçılarının söylediği türkülerle binlerce kişinin halay çekmesi ile miting sona erdi.</p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/20111221_21-aralik-grevi_2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2763" title="20111221_21-aralik-grevi_2" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/20111221_21-aralik-grevi_2.jpg" alt="" width="350" height="235" /></a></p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/20111221_21-aralik-grevi_3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2762" title="20111221_21-aralik-grevi_3" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/20111221_21-aralik-grevi_3.jpg" alt="" width="350" height="242" /></a></p>
<p><a href="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/20111221_21-aralik-grevi_4.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2761" title="20111221_21-aralik-grevi_4" src="http://birlikdayanisma.com/v3/wp-content/uploads/20111221_21-aralik-grevi_4.jpg" alt="" width="350" height="407" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://birlikdayanisma.com/v3/2011/12/aydinligin-en-kisa-karanligin-en-uzun-oldugu-gun-de-21-aralikta-emekciler-grevdeydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GEA Klima işçileri direniyor&#8230;</title>
		<link>http://birlikdayanisma.com/v3/2011/12/gea-klima-iscileri-direniyor/</link>
		<comments>http://birlikdayanisma.com/v3/2011/12/gea-klima-iscileri-direniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2011 08:34:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bdh</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik-Metal]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://birlikdayanisma.com/v3/?p=2759</guid>
		<description><![CDATA[GEA klimada 62 işçinin işten çıkarılmasıyla başlayan direniş 202. (20.12.2011) gününde kararlılıkla devam ediyor. Çıkarılan 62 işçiden 4’ü İş Kanunu’nun 17. Maddesinden (süreli fesih ), kalan 58 işçi de 29/2 sayılı maddeden (ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak) işten çıkarıldılar. 17.maddeden işten çıkartılan 4 işçi açtıkları işe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;">GEA klimada 62 işçinin işten çıkarılmasıyla başlayan direniş 202. (20.12.2011) gününde kararlılıkla devam ediyor. Çıkarılan 62 işçiden 4’ü İş Kanunu’nun 17. Maddesinden (süreli fesih ), kalan 58 işçi de 29/2 sayılı maddeden (<span style="color: #000000;">ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak) </span>işten çıkarıldılar. <span id="more-2759"></span>17.maddeden işten çıkartılan 4 işçi açtıkları işe iade davasını kazanarak işlerine geri döndüler. 29/2 sayılı maddeden çıkarılan 58 işçi ise grevi başlattı. Bu işçilerin 51’i ekonomik sıkıntılardan dolayı (bir kısmı iş bularak) grevi bırakmak zorunda kaldı. Kalan 7 işçi 202 gündür GEA fabrikası önünde direnişlerini sürdürüyorlar. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Bizler de, Birlik Dayanışma Hareketi adına GEA işçileriyle dayanışma içinde olduğumuzu göstermek üzere direnişteki işçileri ziyaret ettik. Sendika sözcüsü ve işçilerle yaptığımız görüşmede işverenin sendikalı olan bütün işçileri çıkardıktan sonra üretimi devam ettirmek için fabrikaya 15 – 20 kadar yeni işçi aldığını öğrendik. Bu da gösteriyor ki işveren işçileri fabrikadan sendikayı çıkarmak için atmıştır. Bizden destek beklediklerini dile getiren işçiler şunları da eklediler ; “<em>Biz işçiler olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Siyasi görüş ayrılığımız olsa dahi gerektiğinde bir araya gelmesini biliyoruz. Sendikaların da üzerine düşen görevi yerine getirmesini bekliyoruz”</em>.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">İşçilere verilen desteğe son olarak HEMO Maden’den 800 işçi ve 1000 gönüllünün katıldığını, bunun dışında da fabrikada çalışan mühendislerin de direnişlerine destek verdiklerini söylediler. Ayrıca, işçileri ziyarete gittiğimiz zaman Uluslararası Metal İşçileri Federasyonu (IMF) Genel Sekreteri Fernando Lopez ve Avrupa Metal İşçileri Federasyonu (EMF) Genel Sekreter yardımcısı Eckelmann Ulrich de oradaydı. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">IMF Genel Sekreteri Fernando Lopez, Birleşik Metal-İş sendikasının temsilcisine şunları söyledi<em>; “sizinle dayanışma içinde olan uluslararası bir delegasyon olarak buradayız.</em></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><em>Burada İtalya’dan, Almanya’dan, Fransa’dan, Romanya’dan ve Macaristan’dan arkadaşlarımız var. Burada size mutlaka belirtmek isterim ki yalnız değilsiniz. Sizinle birlikte olan çok sayıda insan var ve mücadeleniz sonuçlanıncaya kadar size destek vermeye devam edecekler. Şu ana kadar şirket herhangi bir çözüm için bizimle görüşmüş değil ama şirketi masaya oturtmak için baskı yapmaya devam edeceğiz. Şirketin yöneticisiyle görüşme talep ettik ama şirket bu talebimizi kabul etmedi. Ancak şirket yönetimi mesajımızı mutlaka aldı. Sizin yalnız olmadığınızı ve arkanızda büyük bir destek olduğunu anladı.</em></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><em>GEA klimanın IMF ile adil çalışma sözleşmesi var. Sizin işten çıkarılmanız bu sözleşmenin açık bir ihmali. Eğer GEA klima bu şekilde davranmaya devam ederse çok açık ki bizimle yapmış oldukları adil çalışma sözleşmesini iptal edeceğiz. </em> “</span></p>
<p><span style="font-size: small;">Avrupa Metal İşçileri Federasyonu (EMF) Genel Sekreter yardımcısı ise şunları söyledi; “<em>Size Avrupa Metal İşçileri sendikalarına bağlı arkadaşların dayanışmasını getirdim. İşçilerin hakları için yürüttüğünüz mücadelede sonuna kadar sizinle birlikte olmak istiyoruz. İG Metal aynı zamanda sorunu Almanya içinde de tartışmaya açtı. Oradaki sendikacı arkadaşlarımız bu sorunu şirketin oradaki yöneticileriyle de tartışmaya açtılar. Umuyorum ki sorunu bir an önce çözebileceğiz ve bütün bu süreçte sizi desteklemiş olacağız.”</em></span></p>
<p><span style="font-size: small;">Son olarak direnişteki Onur adlı genç bir işçinin “ t<em>ek başıma kalsam bile bu direnişi sürdüreceğim</em>” demesi mücadelenin ne kadar kararlılıkla devam ettiğini gösteriyor. Biz de GEA işçilerinin ve Birleşik Metal- İş Sendikasının yürüttüğü direnişi destekliyor ve takipçisi olacağımızın sözünü veriyoruz.</span></p>
<p><em><strong><span style="font-size: small;">Yaşasın GEA Direnişi!</span></strong></em></p>
<p><em><strong><span style="font-size: small;">Yaşasın İşçilerin Birliği ve Örgütlü Mücadelesi!</span></strong></em></p>
<p><em><strong><span style="font-size: small;">Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz!</span></strong></em></p>
<p><span style="font-size: small;"><em><strong>Not:</strong></em></span><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small;"> Birlik Dayanışma Hareketi adına yapmış olduğumuz ziyaretimizin ardından direnişteki bir işçiden gelen maili sizinle paylaşıyoruz; </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small;"><strong>“Öncelikle dayanışma ziyaretiniz için teşekkürler. Aşağıdaki link&#8217;te GEA klima direnişi için uluslararası mail kampanyası bilgileri bulunmaktadır. Buradan attığımız onbeşbin mail ile sermayenin serverini kitlemiş bulunmaktayız. Fakat hergün kitleyebilmek için daha fazla maile ihtiyacımız var”.</strong></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><a href="http://www.labourstart.org/cgi-bin/solidarityforever/show_campaign.cgi?c=1190"><span style="color: #0000cc;"><span style="font-size: small;">http://www.labourstart.org/cgi-bin/solidarityforever/show_campaign.cgi?c=1190</span></span></a><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small;"><br />
“Desteğiniz için şimdiden teşekkürler”</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://birlikdayanisma.com/v3/2011/12/gea-klima-iscileri-direniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

