Anahtar Kelimeler | "KESK"

Etiketi: , , ,

23 Mayıs kamu emekçileri grevinin İstanbul programı


KESK İstanbul Şubeler Platformu kamu emekçilerinin İstanbul’da yapacağı grevin programını açıkladı. 23 Mayıs günü KESK üyeleri İstanbul’da saat 12.30’da İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi önünde ve Sirkeci’de buluşacak. Sirkeci ve Çapa’dan Beyazıt Meydanı’na yürünecek. KESK’in talepleri ise şunlar;

  • Grevli-toplu sözleşme hakkımızı içeren yasa istiyoruz!
  • İnsanca yaşayacak bir ücret istiyoruz!
  • Güvenceli istihdam istiyoruz!
  • Tüm ek ödemelerin emekli aylığımıza yansıtılmasını istiyoruz!
  • Ücretlerimizin vergi dilim artışından etkilenmemesini istiyoruz!
  • Kamu emekçisi kadınlara pozitif ayrımcılık istiyoruz!

Bizler de Birlik Dayanışma Hareketi olarak, AKP hükümetinin politikalarını protesto etmek, insanca ve onurlu bir yaşam için, tüm kamu emekçilerini 23 Mayıs’taki grevi desteklemeye çağırıyoruz.

Yazı kategorisi: Haberler

Etiketi: , , ,

Kamu emekçileri 23 Mayıs’ta grevde


Hükümet kamu emekçilerine yapacağı zam teklifini açıklayınca; kamu emekçileri de 23 Mayıs’ta greve çıkacaklarını açıkladı. Kamu emekçilerinin, 2012-2013 yıllarına ilişkin mali ve sosyal haklarını belirlemek için süren toplu sözleşme görüşmeleri 14 Mayıs 2012′de Çalışma Bakanlığı’nda yapıldı. Görüşmeler sonucunda hükümet 2012 yılı için yüzde 3+3, 2013 yılı için ise yüzde 2+3 teklifinde bulundu. Hükümetten gelen zam teklifi sendikaları tatmin etmedi. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) hükümetin bu teklifi yetersiz bularak yapılan zammı ”Kamu emekçileri ile dalga geçme” olarak değerlendirdi. Taleplerinin yapılan görüşmelerde karşılanmadığını belirten KESK, bunun üzerine grev kararı aldı.  Alınan karara göre kamu emekçileri 23 Mayıs Çarşamba günü greve çıkacak.

Kamu-Sen de grevde

KESK’in aldığı bu kararın ardından Türkiye Kamu Çalışanları Konfederasyonu (Kamu-Sen) ile bir görüşme yapıldı. Yapılan görüşmeler sonucunda, Kamu-Sen’den olumlu yanıt geldi ve 23 Mayıs’ta gerçekleşecek olan greve Kamu-Sen de katılacak.

Memur Sen’den zam teklifine karşı protesto

Memur-Sen’e çağrı yapılmasına rağmen şu ana kadar greve katılma kararı olmamakla birlikte, Memur-Sen, “Teklif komik, ciddiye almamız mümkün değil” diyerek zam teklifini Ankara’da protesto etti. Protestoda bir açıklama yapan Memur Sen Genel Sekreteri Günay Kaya, şunları söyledi:
Memur Sen olarak hizmet kollarının sorunlarına yönelik tüm teklifleri 21 Mayıs akşamına kadar masada tutacağımızı, kamu görevlilerine yeni hak ve kazanımlar sağlayıncaya kadar da mücadele edeceğimizi buradan deklare ediyoruz. Kamu görevlilerine önerilen 2012 yılı için 3+3 2013 için 2+3 zam teklifi komiktir. Büyük Memur Sen ailesinin bırakın bu teklifi kabul etmesini ciddiye alıp değerlendirmesi bile mümkün değildir.”

Ayrıca yetkili konfederasyon olan Memur-Sen maaşlara bu yıl için yüzde 16, önümüzdeki yılda ise yüzde 14 zam talebinde bulunmuştu. KESK ise  2012 yılı için en düşük kamu emekçisi maaşının 2.145 TL’ye yükseltilmesini, bu çerçevede tüm kamu emekçilerinin maaşlarına %30 zam yapılmasını istemişti. KESK’in bu talebinin yanında, hükümet ile yapılan toplu sözleşme görüşmelerindeki diğer talepleri ise şunlardı;

• Çalışma yaşamını ilgilendiren bütün konuların görüşüleceği, her sendikanın kendi üyeleri adına toplu sözleşme imzalayacağı ve anayasal hakkımız olan grevi teminat altına alan bir düzenleme,

• Kamuda sözleşmeli, taşeron vb. farklı statülerdeki güvencesiz çalışmaya son verilmesini ve tüm çalışanların iş güvencesine kavuşturulmasını,

• Her ne ad altında olursa olsun aldığı tüm ek ödemelerin emekli aylığına yansıtılmasını,

• Maaşlarının vergi dilimi artışından etkilenmemesini,

• Ek ödemeleri düzenleyen 666 Sayılı KHK ile yaratılan ücret adaletsizliği ve mağduriyetlerin giderilerek gerçekten eşit işe eşit ücretin ödenmesini,

• Kadın kamu emekçilerine; başta görevde yükselme ve unvan değişikliklerinde olmak üzere çalışma yaşamında uygulanan negatif ayrımcılığa, baskı ve şiddete son verilmesini,

• İdarenin sendikalar ve üyeleri üzerinde çeşitli yöntemlerle uyguladığı baskıların son bulmasını, özgür örgütlenme ortamının sağlanmasını.
KESK’in, 2 milyonu aşkın kamu emekçisi ve 1,8 milyon emeklinin taleplerinin takipçisi olacağı 23 Mayıs 2012′ de gerçekleştireceği grevi bizler Birlik Dayanışma Hareketi (BDH), olarak destekliyor ve kamu emekçisi tüm dostlarımızı greve destek olmaya çağırıyoruz.

Yazı kategorisi: Haberler

Etiketi: ,

KESK Şubeler Platformu 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununa karşı alanlardaydı


KESK üyeleri 2 Nisan 2012′de Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanan 4688 sayılı yasadaki değişikliği protesto etmek için alanlarda, sokaklardaydı. Kamu emekçileri grev hakkı içermeyen 4688 sayılı yasaya karşı tepkilerini dile getirmek için İstanbul’da da 2 Nisan 2012′de saat 19.00′da Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi.

Sahte sendika yasası geri çekilsin”, “Grevsiz toplusözleşme, toplusözleşmesiz sendika olmaz”pankartlarının arkasında toplanan kitle buradan Taksim Tramvay Durağına doğru yürüyüşe geçti. Kamu emekçileri yürüyüş boyunca, “Grevsiz toplusözleşme, toplusözleşmesiz sendika olmaz!” , “Sahte sendika yasası geri çekilsin!”, “Toplusözleşme hakkımız, grev silahımız!”, “Sahte sendika yasasına hayır!”, “Copunuz gazınız vız gelir bize vız!”, “Devlet güdümlü sendikaya hayır!”, “Toplu sözleşme hakkımız grev silahımız!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, sloganlarını atarak tepkilerini alanlarda sokaklarda haykırdılar. Ayrıca kamu emekçileri 4+4+4′e karşı 2 gün boyunca Ankara’daki direniş karşısında devletin ve polisin saldırısını ajitasyon ve sloganlarla teşhir ettiler.

Tramvay Durağı’na gelindiğinde kamu emekçileri, burada bir süre oturma eylemi ile protestolarına devam etti. Kamu emekçileri daha sonra burada bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını, KESK Şubeler Platformu adına Eğitim Sen 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Tosu okudu. Tosu, basın açıklamasında AKP hükümetinin toplumun değil, kendi siyasi çıkarları için vahşet boyutunda şiddet uygulayarak yasa çıkardığını, yıllardır ilk kez yeni yıl zamlarını alamadıklarını, yasaların hazırlanmasında emekçilerin taleplerinin yok sayıldığına değindi.

4688 sayılı yasa tasarısının tamamen yasakçı bir mantıkla hazırlandığını, AİHM kararları, uluslarası anlaşmalar ve evrensel normların hiçe sayıldığına da vurgu yapan Tosu şunları söyledi: Toplu sözleşmede imza yetkisi tek başına yandaş sendikanın başkanına verilmiştir. Meclisten geçirilmeye çalışılan bu tasarıyla getirilmeye çalışılan toplu sözleşme düzeninin dünyanın hiçbir yerinde örneği yoktur.” Talepleri için aylardır mücadele ettiklerine vurgu yapan Tosu, AKP hükümetini şu sözlerle uyardı: “Meclis çoğunluğunuza güvenerek “sahte sendika” yasasını çıkarmaya yönelik bu dayatmadan vazgeçin. Bu tasarının kamu çalışanlarının beklentilerine uygun biçimde çıkması için tasarıyı geri çekin.” Tasarının özgürlükleri tamamen kısıtlamaya yönelik olduğunu vurgulayan Tosu, KESK’in tasarıya ilişkin önerilerini şu şekilde sıraladı;

  • Grev hakkımızın yasal teminat alındığı özgür bir toplu sözleşme düzeni,
  • Örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılması,
  • Her sendikanın kendi üyeleri adına toplu sözleşme yapabilmesi,
  • Belediyelerde yıllardır yapılan Toplu Sözleşmelerin güvence altına alınması,
  • Çalışma yaşamının demokratikleştirilmesine uygun olması, evrensel standartlara uygun bir yasanın yapılması.

Basın açıklamasının ardından, kamu emekçileri mücadeleye devam edeceklerini belirterek, oturma eyleminesloganlar eşliğinde son verdiler.

Yazı kategorisi: Haberler

Etiketi:

Eğitim Sen 28-29 Mart’ta neden greve gidiyor?


Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonun (KESK) 4+4+4 eğitim sisteminin 27 Mart’ta Meclis Genel Kurulunda görüşülmesini protesto etmek için 28-29 Mart’ta greve gidiyor.

Bildiğiniz gibi  Eğitim Sen 4+4+4 eğitim sisteminde getirilmeye çalışılan yasa tasarısına karşı birçok eylem, etkinlik, basın açıklamaları ile bu konuda kararlığını göstermiş ve mücadele yürütmüştü. Eğitim emekçileri kararlığını bir kez daha göstererek, 28-29 Mart’ta iş bırakarak, hizmet üretmeyerek eylemliliklerini daha da yukarıya taşıyorlar.  Aşağıda Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu’nun bu mücadele kapsamında “28-29 Mart’ta Neden Greve Gidiyoruz?” başlıklı açıklama metnini yayınlıyoruz;

 

28-29 Mart’ta Neden Greve Gidiyoruz?

Eğitim sisteminin ihtiyaçlarından çok, iktidar partisinin siyasal-ideolojik hedeflerine uygun olarak gündeme gelen ve zorunlu eğitimi 4+4+4 şeklinde kademelendiren kanun teklifinin yasalaşması sürecinde son aşamaya gelinmiştir.

Yasa teklifi Meclis Genel Kurulu’na gelene kadar yaşanan bütün gelişmeler, düzenlemenin eğitim süresini uzatmaktan çok, eğitimde yaşanan ticarileştirme ve dinselleştirme uygulamalarının önünü tamamen açmaya yönelik olduğunu göstermiştir. Bu temel gerçek bugün, düne göre çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmış durumdadır.

Düzenleme ile zorunlu eğitimin 4+4+4 şeklinde kademeli olarak 12 yıla çıkaracağı iddia edilse de uygulamada çeşitli sorunları beraberinde getirmesi kaçınılmazdır. Türkiye’de öğrencilerin okula devam süresi fiilen 6,5 yıldır. Söz konusu kademeli zorunlu eğitim uygulaması hayata geçirilirse bu sürenin daha da azalması söz konusu olacaktır. Düzenlemenin içeriğine baktığımızda;

- Kanun teklifinde yer alan, “ilköğretim devlet okullarında parasızdır” ifadesi komisyon görüşmelerinde metinden çıkarılarak ilköğretimin tamamen paralı hale getirilmesinin ilk adımları atılmıştır.
- Yıllardır okulöncesi eğitimi yaygınlaştırmak için çalışmalar yapılmasına rağmen, yasa teklifinde okulöncesi eğitim zorunlu eğitimin dışında bırakmıştır.
- Daha önce 4. sınıftan sonra getirilmek istenen “açık öğretim” sistemi, tepkiler üzerinde 8. sınıf sonrası, son 4 yıl için öngörülmüştür. Teklifin yasalaşması durumunda 8. sınıftan itibaren ciddi anlamda “örgün eğitimin” fiilen ortadan kalkması tehlikesi bulunmaktadır.
- İlk 4 yılın “ilkokul”, ikinci 4 yılın “ortaokul” olarak tanımlanması nedeniyle, sınıf öğretmenlerinin en az yüzde yirmisinin “norm fazlası” haline gelmesi ve bakanlık tarafından başka görevlerde görevlendirilmesinin önü açılmıştır.
- Düzenleme ile getirilen ilkokulun 4 yıl olacağı algısının toplumun bir bölümünün kafasında yaratacağı algı, ikinci 4 yıllık sürede çocukların mesleki yönlendirme bahanesiyle örgün eğitim ile olan bağının zayıflatılmasına yol açabilecektir. Çocukların 9 yaşından sonra mesleğe yönlendirilecek olması yönlendirme sınavı, özel ders gibi uygulamaların daha erken yaşlarda başlamasına neden olacaktır.
- Çocuk işçiliğinin ve çocuk gelinlerin ağırlıklı olarak 13, 14, 15 yaşında olduğu düşünüldüğünde mevcut düzenleme ile hem mesleki eğitim adı altında “çocuk işçiliğinin” önü açılmakta hem de “çocuk gelinler” uygulaması, bizzat iktidar tarafından kademeli zorunlu eğitim uygulaması ile açıkça desteklenmektedir.
- Zorunlu din dersinin kaldırılması ve anadilinde eğitim taleplerini karşılaması yönündeki toplumsal talepler gözardı edilmiş, zorunlu din derslerine ek olarak, seçmeli din dersleri getirilmesinin önü açılmıştır.
¨ Arapça, fıkıh ve Kur’an derslerinin ikinci 4 yılda seçmeli hale getirilmesi sağlanarak, bütün okullarda fiilen imam hatip modeline geçilmesinin önü açılmak istenmektedir.
- İlkokul ve ortaokulun, “bağımsız binalarda” gerçekleşeceği iddia edilse de okulların bu uygulama için yeterli altyapı ve donanıma sahip olmadığı gerçeği gözardı edilmektedir.
- 4+4+4 şeklindeki kademeli eğitim sisteminin piyasa ile ilişkilendirilmesi, meslek okulu açacak firmalara öğrenci başına destek sunulması ile eğitim sisteminin sermayeye ucuz işgücü sağlar duruma getirilmesi amaçlanmaktadır.
- Düzenleme sonrasında meslek liseleri özel sektöre devredilecek, meslek lisesi açan patronlara kamu kaynaklarından öğrenci başına para verilerek mesleki eğitimin özel sektör eliyle yürütülmesi sağlanacaktır.
- Önceden işletmelerin stajyer öğrenci çalıştırma oranı yüzde 10 ile sınırlı iken düzenleme ile bu oran tamamen kaldırılmış ve patronlara sınırsız sayıda öğrenciyi “stajyer” adı altında sömürmesinin önü açılmıştır.
- Bir taraftan uzun vadede seçme sınavlarının ve dershanelerin kaldırılacağı iddia edilirken diğer taraftan kademeli eğitim uygulaması ile çocuklarımızın daha erken yaşlarda dershaneye gitmeleri teşvik edilmektedir.

Pedagojik olarak ciddi sakıncalar içeren 4+4+4 kademeli zorunlu eğitim uygulamasını meşrulaştırmak için ileri sürülen 8 yıllık kesintisiz eğitimin “28 Şubat ürünü” olduğu iddiası, hem gerçekleri çarpıtmaya hem de kamuoyu desteğini kazanmaya yöneliktir. İlköğretimin “zorunlu” ve “kesintisiz” süresinin uzatılması ve öncelikle sekiz yıla çıkarılması için ilk somut çalışmalara 1973’te başlanmış ve konuyla il­gili o dönem bakanlık bünyesinde bir çalışma grubu oluş­turulmuştur. 1981–1982 öğretim yılında üç ilde pilot uygulamaya geçilerek sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulaması yapılmıştır. Uy­gulamanın olumlu sonuçlar vermesiyle 1990’dan sonra sekiz yıllık eğitim çalışmaları hızlandırılmıştır. Dolayısıyla 8 yıllık kesintisiz eğitimin 28 Şubat ürünü olduğu iddiaları gerçek dışıdır.

Mevcut sistemde eğitime başlama yaşında alt limit 72 iken, yeni düzenlemeyle eğitim yaşı, 1 yıl öne alınarak 5 yaşa indirilmiştir. Eğitime başlama alt sınırı 60 aya çekilirken, üst sınır 72 ay olmuştur. Eğitime başlama yaşının esnekleştirildiği iddia edilse de gerçekler tamamen farklıdır. Örneğin uygulamanın başlaması durumunda, aralarında pek çok yönden önemli farklılıklar bulunan hem 5 yaş hem de 6,5 yaş grubu çocukların aynı sınıfta olmaları söz konusu olacaktır. Pedagojik açıdan ciddi sakıncalar bulunan bu durumda büyük bir kaosun yaşanması kaçınılmazdır. Sosyal ve duygusal olarak bu yaş aralığındaki çocukların ilköğretim kurallarını yerine getirmekte zorlanmaları ve okuldan, dolayısıyla eğitimden soğumaları gibi ciddi bir tehlike söz konusudur. 5 yaşındaki çocukların dikkat süreleri bir ders süresi boyunca dersi takip etme ve oturma gibi gereklilikleri yerine getirmek için uygun değildir. Bu yaş grubu çocuklar duygusal olarak yakınlarının ilgisine ihtiyaç duymakta ve sosyal kural ve normları oyunları içerisinde deneyimleri ile içselleştirmeye çalışmaktadırlar. 5 yaş çocuğu hayal ve gerçeği ayırmakta sıkıntı çekerken, “somut işlemler” yapmayı gerektiren birinci sınıf çalışmalarında sorunlar yaşamaları kaçınılmazdır. Düzenleme ile 5 ve 6 yaşındaki çocukların birinci sınıfta aynı eğitim sürecinden geçmeleri onların eğitim süreci içinde daha sonraki yıllarda ciddi sorunlar yaşamalarını beraberinde getirecektir.

8 yıllık kesintisiz eğitimin mesleki eğitimi zayıflattığı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Şöyle ki, 1997–1998 eğitim-öğretim yılında mesleki ve teknik ortaöğretimde 950 bin öğrenci öğrenim görürken, 2010–2011 öğretim yılında bu sayı yüzde 111 artarak 2 milyon 73 bine çıkmıştır.

12 yıllık kademeli zorunlu eğitimi meşrulaştırmak için 5. sınıftan itibaren çocukları “mesleğe yöneltme” gibi bir gerekçenin ileri sürülmesi, yapılmak istenen asıl değişikliklerin üzerini örtme amacı taşımaktadır. Türkiye’deki mevcut eğitim sisteminin yapısı ve niteliği göz önüne alındığında 9 yaşına gelmiş bir çocuğu mesleki alanlarda tercih yapmaya zorlamanın hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. İlgi, yeteneklerin ve becerilerin yeni şekillenmeye ve bulgulanmaya başladığı, soyut ve somut algılamaların oturma aşamasında olduğu bu yaş grubu çocukları “mesleğe yöneltme” zorlaması içine itmek, çocuklarımıza yapılacak en büyük kötülük olacaktır. 4 yıllık temel eğitim üzerine inşa edilmesi önerilen bu süreç, çocuk psikolojisi bakımından da sakıncalıdır.

Yasa teklifinin gerekçesinde Almanya’da sadece belli eyaletlerde uygulanan ve yavaş yavaş vazgeçilen sistem, sanki bütün Almanya’da uygulanıyormuş gibi açıklanmıştır. Almanya’da çocukları henüz 4. sınıfta “zekiler ve geri zekalılar” diye ayrıştırmak her şeyden önce en temel çocuk haklar ihlali olarak görülmektedir. Almanya’nın büyük bir bölümünde mesleğe yönlendirme 4. sınıftan sonra değil, 9. sınıftan sonra yapılmakta, bu konuda kamuoyu yanıltılmaktadır. Benzer bir durum örnek gösterilen ABD için de geçerlidir. Orada da okullar “zenci”, “melez” ve “beyaz” okulları diye örtük bir ayrışıma tabi tutulmuş ve bundan en büyük zararı yine çocuklar görmüştür. Amerika’da, zenci ve melezlerin çocukları, Almanya’da Alman olmayanların çocukları genelde meslek okullarına gitmektedir. Düzenlemenin yasalaşması durumunda yoksul emekçi çocukları meslek liselerine mahkum edilecek ve toplumdaki sınıf farklılıkları daha da derinleşecektir.

Düzenlemede “ilkokul” ile “ortaokul”un, ortaokul ile lisenin ortak mekanlarda olabileceği, bunun için fiziki imkanların göz önünde bulundurulacağı belirtilmektedir. Bu durum, şu anda en önemli eleştiri konusu olan “farklı yaş gruplarındaki çocukların aynı fiziki mekanda eğitim alması” sorununun 4+4+4 modelinde de süreceğini, dolayısıyla bugüne kadar ne tür sorunlarla karşılaşılmışsa aynı sorunların önümüzdeki dönemde de yaşanacağını göstermektedir.

4+4+4 modelini hayata geçirmek için herhangi bir müfredat hazırlığı söz konusu olmadığı gibi, yeterli altyapı çalışmaları yapılmadan ve eğitim sisteminin ihtiyacına uygun bir düzenleme gündeme getirilmemiştir. Okulların fiziki altyapı ve donanım yetersizliği yaşanan sorunları daha da arttıracak ve eğitim sisteminde kelimenin tam anlamıyla büyük bir kaos yaşanacaktır.

Eğitim sistemini hiçbir ön hazırlık yapmadan kademelendirerek evrensel standartlara ulaştırmak mümkün değildir. Türkiye’deki öğrenci sayısı birçok Avrupa ülkesinin nüfusu kadardır. Toplumun tamamını ilgilendiren bir konuyu, meclisteki sayısal çoğunluğa güvenerek ele almak bu ülkenin geleceğine yapılmış en büyük kötülük olacaktır.

26.03.2012

Yazı kategorisi: Haberler

Etiketi:

Kamu emekçileri 28-29 Mart’ta grevde


Eğitim Sen başta olmak üzere, KESK’e bağlı sendikalar 4+4+4 ve 4688 sayılı yasa tasarısını protesto etmek için, 28-29 Mart’ta grev gerçekleştirecek.

KESK, 27 Mart’ta Meclis Genel Kurulu’na sunulacak olan 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nda yapılacak değişikliklere ve 4+4+4 yasa tasarısına karşı 28-29 Mart’ta GREV kararı alarak, tüm üyelerini Ankara’ya çağırdı. KESK, İki günlük grev sürecinde Ankara’da eylemler de gerçekleştirecek. İki gün sürecek olan grev ile ilgili şu şekilde açıklama yapıldı;

Kendisinden olmayan her kesime karşı adeta savaş ilan eden AKP iktidarı hazırladığı yasa tasarılarıyla emek düşmanı politikalarına hız vermektedir. Her gün hak ve özgürlükleri kısıtlayan yeni bir yasaya imza atan AKP iktidarı, 4+4+4 olarak formüle edilen zorunlu eğitimi kesintili hale getirerek eğitim sistemini gerici ve piyasacı hale dönüştürmeyi amaçlayan yasa teklifi ve kamu emekçilerinin sendikal mücadelesini etkisizleştirmeyi hedefleyen, 4688 Sayılı Kanunu’nda yapılacak değişikliklere ilişkin yasa tasarısını 27 Mart 2012 Salı gününden itibaren ardı ardına TBMM Genel Kuruluna getirecektir. Biz kamu emekçilerinin olduğu kadar toplumun geniş kesimlerinin iradesini ve taleplerini yok sayan bu saldırı yasa tasarı ve tekliflerinin geri çekilebilmesinin tek yolunun etkin ve kararlı bir mücadele sergilemekten geçtiği açıktır.

Bizler de Birlik Dayanışma Hareketi olarak tüm dostlarımızı kamu emekçileriyle beraber 28-29 Mart’ta alanlara, mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz.

Yazı kategorisi: Haberler

Etiketi: , , ,

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB, 4+4+4 eğitim sistemine karşı yürüyüş yaptı


KESK, DİSK, TMMOB ve TTB 15 Mart 2012 Perşembe günü ortak basın toplantısıyla Meclis Genel Kurulu’na sevkedilen, 4+4+4 yasa teklifine ilişkin ortak eylem planını açıklamış ve alanlarda sokaklarda olma kararı almıştı. Bu karar doğrultusunda  4+4+4 eğitim sistemine karşı, KESK İstanbul Şubeler Platformu, DİSK, TMMOB ve TTB dört örgüt bir araya gelerek, 17 Mart 2012 Cumartesi günü saat 14.30′ da Galatasaray Lisesi önünde toplandı.

Yürüyüş için toplanan kitle, “4+4+4 ile çocuklarımızın geleceğinin karartılmasına izin vermeyeceğiz / Eğitim Sen İstanbul Şubeleri” yazılı pankartın arkasında bir araya geldi. Eylemde Eğitim Sen üyeleri, “Genel kurula geldiğinde 4+4+4′e karşı Grev’deyiz,  Ankara’dayız” yazılı dövizler taşıdılar. Yürüyüşte sık sık, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Çocuk gelinler, işçiler istemiyoruz”, “Karanlığa teslim olmayacağız”,” Parasız, bilimsel, anadilde eğitim”, “Eğitim haktır, satılamaz”, “Parasız eğitim, parasız sağlık” sloganları atıldı.

Yürüyüş esnasında çevreden de eyleme alkışlarla destek verildi. Yürüyüşün ardından, Taksim Tramvay Durağı’na gelindiğinde bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını Eğitim-Sen İstanbul 4′ Nolu Şube Başkanı Arzu Erdoğan okudu.

Yapılan basın açıklamasında ilk olarak, hak ihlallerinin her geçen gün arttığına değinilerek, Newroz’un yapılmasına dönük engellemeler hatırlatıldı. Kürt sorununa ve halklar arasında yaratılmak istenen düşmanlığa karşı kardeşliğin hayata geçirilmesi gerektiği üzerine de vurgu yapıldı. Basın açıklamasının devamında, Eğitim Komisyonu’nda görüşülen 4+4+4 yasa tasarısının ırkçı, milliyetçi, piyasacı olduğuna vurgu yapılarak, kayıt dışı, taşeron, esnek ve güvencesiz çalıştırma biçimlerinin yaygınlaştırıldığı ve emek sömürüsünün her geçen gün daha da arttığı ifade edildi. Son olarak basın açıklamasında, Toplu İş İlişkileri Yasası’nın emekçilerin örgütlü güçlerine yönelik bir saldırı olduğu belirtilerek şunlara değinildi;

“Anayasada kamu emekçilerine sözde toplu sözleşme hakkı tanıyan 12 Eylül referandumunun ardından 16 ay, Üçlü Danışma Kurulu toplantılarının ardından 6 ay, yasa tasarısının Bakanlar Kurulu’na gönderilmesinin ardından tam 100 gün geçti. Üzülerek ifade ediyoruz ki bunca zamandır sendikal hak ve özgürlükleri genişleten bir yasa bekleyen 2 milyon kamu emekçisi,bir kez daha aldatılmıştır. 4688 sayılı yasa tasarısı bu aldatmacanın bir göstergesidir”

Basın açıklaması, parasız eğitim mücadelesi verdiği için 19 ay tutuklu bulunan Berna Yılmaz’ın konuşması ile sona erdi.

 

 

Yazı kategorisi: Haberler

Etiketi: ,

Eğitim Sen 4+4+4 yasa teklifine karşı hizmet üretmedi


Eğitim Sen üyeleri 4+4+4 yasa teklifinin geri çekilmesi için 15 Mart 2012 Perşembe günü tüm illerde sevk alarak hizmet üretmedi.
İstanbul’da da hizmet üretmeyen eğitim emekçileri, 15 Mart 2012 Perşembe günü saat 14.00′de İstanbul Eğitim-Sen Şubeleri’nin çağrısı ile Harbiye Orduevi’nin önünde toplandı.

 

“4+4+4 ile çocuklarımızın geleceğinin karartılmasına izin vermeyeceğiz” pankartının arkasında bir araya gelen eğitim emekçilerine, KESK’e bağlı sendikaların üyeleri, demokratik kurumlar ve siyasi partiler de destek verdi. Harbiye Orduevi’nin önünde toplanan eğitim emekçileri, buradan Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. Eğitim emekçileri yürüyüşte, “Parasız, bilimsel, anadilde eğitim”, “Eğitim haktır, satılamaz” taleplerini öne çıkararak, “Çocuk işçilere hayır”, Çocuk gelinlere hayır”, “4+4+4=0” yazılı dövizleri taşıdılar.

 

Binlerce eğitim emekçisi yürüyüşte sık sık, “Çocuk gelinler, işçiler istemiyoruz”, “Gerici ırkçı eğitime son”, “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Eğitim haktır engellenemez”, Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, ”Eğitim sağlık haktır, satılamaz”, “Parasız, bilimsel, anadilde eğitim” sloganlarını attı.

 

Taleplerini haykıran eğitim emekçileri, Taksim’e geldiklerinde burada bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Eğitim-Sen İstanbul Şubeleri adına, 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Tosun okudu. Tosun sözlerine şöyle başladı:
“İlköğretim tamamen paralı hale getirilecek. 5. sınıfı okutan ‘norm fazlası’ haline gelecek. Daha önce 4. sınıftan sonra getirilmek istenen ‘açık öğretim’ sistemi, tepkiler üzerine 8. sınıf sonrası için öngörülmüştür. Çocuk gelinlerin ağırlıklı olarak 13, 14, 15 yaşında olduğu düşünüldüğünde mevcut düzenleme ile ‘çocuk gelinler’ uygulaması iktidar tarafından desteklenmektedir. Okul öncesi eğitim zorunlu eğitimin dışında bırakılmıştır. Zorunlu din derslerinin yanında seçmeli din derslerinin getirilmesinin önü açılmıştır. Arapça, fıkıh ve Kur’an derslerinin, 2. dört yılda seçmeli hale getirilmesi sağlanarak bütün okullarda fiilen imam hatip modeline geçilmek istenmektedir. 4+4+4 şeklindeki kademeli eğitim sisteminin piyasa ile ilişkilendirilmesi, meslek okulu açacak firmalara öğrenci başına destek sunulması ile eğitim sisteminin sermayeye ucuz işgücü sağlar duruma getirilmesi amaçlanmaktadır. Kademeli eğitim uygulaması ile çocuklarımız daha erken yaşta dersaneye yönlendirilecektir.”

 

Ayrıca Tosun basın açıklamasında, toplu sözleşme hakkının yasal teminat altına alınmadığını ve örgütlenmenin önündeki engelleri hatırlatarak, sözlerine şöyle devam etti: “Grev hakkımızın yasal teminat altına alındığı özgür bir Toplu Sözleşme düzeni için, örgütlenme özgürlüğü için, her sendikanın üyeleri adına toplu sözleşme yapabilmesini sağlamak için, belediyelerle yıllardır yapılan toplu sözleşmelerin devam etmesi, bu konuda bir sınırlama getirilmemesi için, tüm çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanması ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz”

 

Tosun son olarak yasa tasarısının ideolojik amaçlı olduğunu söyleyerek, “Düzenleme geri çekilmediği ve mevcut haliyle Meclis gündemine geldiği  taktirde hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanarak tüm Türkiye’yi eylem alanına çevireceğimizin bilinmesini istiyoruz.”  dedi.

 

Basın açıklamasının ardından eylem sloganlar eşliğinde sona erdi.

Yazı kategorisi: Türkiyeden

Etiketi: , , ,

4+4+4 sistemine karşı ortak eylemler


KESK, DİSK, TMMOB ve TTB, 15 Mart perşembe ortak basın toplantısıyla Meclis Genel Kurulu’na sevkedilen 4+4+4 yasa teklifine ilişkin eylem planını açıkladı.

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’den gelen ortak  eylem planı şöyle:

* Eğitim Sen’in 15 Mart 2012 Perşembe günü yapacağı sevk eylemi diğer örgütler tarafından desteklenecek, alanlara çıkan eğitim emekçilerinin eylemlerine diğer örgütlerin üyeleri de katılacak.

* Aynı gün (15 Mart) her ilde, “okulumuza, çocuklarımıza ve geleceğimize sahip çıkıyoruz” sloganı ile okulların etrafında zincirler oluşturulacak. Bu zincir eylemine eğitimciler, öğrenciler, veliler ve tüm kitle örgütü temsilcileri katılacak.

* KESK, DİSK, TMMOB ve TTB tarafından 17 Mart 2012 Cumartesi günü bütün illerde kitlesel eylemler gerçekleştirilecek.

* Yasa teklifi, Meclis gündemine geldiğinde, Eğitim Sen’in yapacağı greve KESK, DİSK, TMMOB ve TTB de destek olacak. Başta Ankara olmak üzere tüm illeri eylem alanına çevirecek.

Yazı kategorisi: Türkiyeden

Etiketi: ,

Eğitim Sen 4+4+4 sistemine karşı Mecidiyeköy’de stand açtı


4+4+4 yasa teklifinin meclis alt komisyonunda kabul edilmesi ve yasa teklifinin Meclis Genel Kurulu’na sevk edilmesi üzerine, Eğitim Sen yasanın geri çekilmesi için çalışmalarını daha da hızlandırdı.

Eğitim emekçileri 15 Mart perşembe günü Cevahir AVM (Mecidiyeköy/İstanbul) önünde 16.00 – 19.00 saatleri arasında stand açarak 4+4+4 sistemine karşı bir imza kampanyası gerçekleştirdi. Stantta 4+4+4 sistemine ilişkin velileri, öğrencileri ve sokaktaki halkı bilgilendirerek, 4+4+4 sistemine karşı uyardı. Eğitim Sen üyeleri açtıkları stantta;

* “ilköğretim devlet okullarında parasızdır” ifadesinin çıkarılarak, ilköğretimin tamamen paralı hale getirilmeye çalışıldığı,

* 4+4+4 sistemi ile öğretmenlerin “norm fazlası” haline geleceği ve bakanlık tarafından da başka görevlerde görevlendirilebileceği,

* Mesleğe yönlendirmenin 10 yaşa çekilebileceği,

*Kız çocuklarının eğitim sürecinin dışına itileceği ve bunun sonucunda da “çocuk gelinler” uygulamasına resmen onay verileceği,

* Okul öncesi eğitimin tamamen ortadan kaldırılacağı,

* Anadilde eğitim talebinin karşılanmayacağı,

* Tasarı ile bütün okulların imam hatip modeline geçirilmeye çalışılacağı,

* Eğitim sistemi piyasa ile ilişkilendirilerek, sermayeye ucuz işgücü sağlayacağı bunun sonucunda da çocuk işçilerin ve çocuk sömürüsünün daha da artacağı,

* Dershane sektörünün büyüyeceği, çocukların erken yaşlarda dershaneye gitmeleri için teşvik edileceği,

* Sınava hazırlanma yaşının düşürüleceği, gibi yasa teklifindeki maddeleri birer birer halka anlattılar.

Eğitim emekçilerine, halkın da desteği yoğundu.

Yazı kategorisi: Haberler

Etiketi:

Eğitim Sen “4+4+4” yasasına karşı 15 Mart’ta hizmet üretmeyecek


Bilindiği gibi, 4+4+4 yasa teklifi Meclis’e sunulduğundan bu yana Eğitim Sen çok yönlü bir mücadele hattını benimsemişti. Hazırlanan kanun teklifinin Meclis Genel Kurulu’na sunulmadan geri çekilmesi için çeşitli yöntemlerle uyarılarda bulunmuştu. Fakat buna rağmen, 4+4+4  kanun teklifi maddeleri jet hızıyla kabul edilmiş, teklif Meclis Genel Kurulu’na sevk edilmişti. Tamamını oku

Yazı kategorisi: Haberler


4C değil güvence

Eski Yazılar