DİSK-KESK-TMMOB-TTB Genel Başkanları 6-7 Ekim 2009 tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak IMF ve Dünya Bankası toplantılarına karşı düzenlenen “alternatif etkinlikler” programı çerçevesinde 29 Eylül Salı günü Taksim Gezi parkında ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdiler.

Kemer sıkmaya, eşitsizliğe, sömürüye hayır…

BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN!

Burada dünyayı felakete sürükleyenleri protesto etmek için toplandık. Onlar her zaman sömürünün, baskının, eşitsizliğin yanında yer aldılar. Dünyayı krizlerle felakete sürüklediler.

Onları yakından tanıyorsunuz. Onlar, ekmeğimize, özgürlüğümüze, ücretimize sürekli müdahale ettiler. Müdahaleye devam etmek istiyorlar.

Onlar bütün dünya işçi sınıfını ve ezilen halklarını ağır sömürü düzenine mahkûm eden uluslararası sermaye örgütleridir.

Onlar İMF ve Dünya Bankası’dır. Yıllar boyunca hükümetlere yoksullaştırıcı politikaları dayatmış, ülke bütçelerini faiz ödeme aracı haline getirmiş, dünya halklarını açlığa terk etmiş ve dünya sermayesini evrensel işçi haklarına karşı örgütlemişlerdir. Şimdi, yıllık toplantılarını yapmak üzere İstanbul’a gelmek istiyorlar. AKP hükümeti, sermaye ve İMF destekçileri onları en iyi şekilde ağırlamak için seferber oldular.

Biz ise onların politikalarını istemiyoruz.

Küresel kriz milyonlarca insanı açlığa, yoksulluğa sigortasız ve güvencesiz çalışmaya sürüklerken, bu örgütler, dünyaya yeniden düzen vermeye kalkışıyorlar. Küresel krizde tartışılır hale gelen inandırıcılıklarını yeniden onarmak istediklerini açık açık söylüyorlar. Onarım yeri olarak İstanbul’u seçtiler. Bu toplantıda “Meşruluğumuzu kesinleştirmenin ve etkinliğimizi artırmanın yollarını tartışacağız.” diyorlar.

Biz ne sizi, ne politikalarınızı, ne önerilerinizi görmek ve duymak istemiyoruz. Bu ülkenin gerçek sahipleri yani emekçileri, yani işsizleri, yani yoksulları, sizi evimize, ülkemize çağırmadık. Bizim davetlimiz değilsiniz.

Biz bu ülkenin insanları, sizi ve temsil ettiğiniz ideolojiyi, hiç bitmeyen kemer sıkmaktan ibaret olan politikalarınızla çok yakından tanıyoruz. Bu ülkenin emekçileri, yoksulları, ezilen halkları sizin dayattığınız politikaların bedelini düşen ücretiyle, artan sömürüyle, işsizlikle, paralı hale gelen sağlık hizmeti ile sigortasız çalışmak zorunda kalmasıyla, eğitimin paralı hale gelmesiyle, talan edilen kamu fabrikasıyla, tohum ekemediği toprağıyla çok iyi bilmektedir.

DİSK – KESK – TMMOB – TTB

Ayrıca, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB 6-7 Ekim 2009 tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak IMF ve Dünya Bankası toplantılarına karşı başlattıkları kampanya çerçevesinde IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn ve Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick’e birer mektup gönderdi.

IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn ve Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick‘e
Emek Örgütlerinin Mektubu;

Sayın Dominique Strauss-Kahn, IMF Başkanı

Sayın Robert Zoellick, Dünya Bankası Başkanı

Bizden Aldıklarınızı Geri Veriniz ve Geldiğiniz Yere Gidiniz…

Temsil ettiğiniz IMF ve Dünya Bankası‘nın bu yılki toplantısını 6-7 Ekim 2009 tarihinde ülkemizde gerçekleştirmek istiyorsunuz. Sizin için uzunca süredir hükümet çevreleri, Türkiye burjuvazisi “ev sahipliği” yapmaya hazırlanıyorlar. Tüm dünyadan iktidar grupları, resmi ve özel finans kuruluş temsilcileri ve geniş bir medya ordusuyla ülkemize gelmeniz bekleniyor. İstanbul sizin için yeniden düzenleniyor. Trafik size göre ayarlanıyor, oteller sizin için menüler hazırlıyor, kent sizin için temizleniyor ve güvenlik hizmetleri yine sizin için gözden geçiriliyor. Kendinizi evinizde hissedesiniz diye..! Biz, bu ülkenin gerçek sahipleri yani emekçileri, yani işsizleri, yani yoksulları, sizi evimize, ülkemize çağırmadık. Bizim davetlimiz olmadığınızdan ülkemizdeki varlığınız bizim için ancak bir zorlama, bir tür zorbalıktır…

Siz ne bizi ve ne de dünya halklarını temsil ediyorsunuz. Yıllardır gittiğiniz her toprakta, sizin için kurulan barikatların ardından, tüm dünya için kararlar alıyorsunuz. Aldığınız kararları zorbaca uygulaması için hükümetlerle koalisyonlar kuruyorsunuz. Bunları yeterli görmediğinizde ve tüm bunları yok sayarak, kendinizi tüm dünyanın tek ve mutlak yetkili kurumları olarak görüp, halklara eşitlik ve demokrasi dersleri veriyorsunuz. Biz bu topraklarda yaşayanlar, tıpkı dünyanın bir çok yerindeki diğer ezilen halklar gibi, sizin ne olduğunuzu çok iyi biliyoruz. Biz, devrimci bir halk ozanımızın ifadesiyle, yani “Büyük İnsanlık”, yani tarihi yapanlar elbette şunu da biliyoruz: Siz Yirminci Yüzyıl‘da inşa edilmiş küresel zorbalarsınız. Siz sadece sermayenin ve iktidarın sesisiniz.

Emin olunuz ki, gelecek yüzyılların tarihçileri yaşadığımız yüzyılı yazarlarken, temsil ettiğiniz iki kurumun insanlığa uyguladığı baskıyı utanç vesikaları olarak deşifre edeceklerdir. Ne de olsa tarih yaşayanların belleklerinden aktarılır. Davetsiz olarak bulunduğunuz bu ülkenin halkları, sizleri ve temsil ettiğiniz ideolojiyi hiç bitmeyen istikrar programlarınızla, yıllarca emekçilerin alın teriyle üretilmiş kamusal varlıkları talan eden özelleştirmelerinizle, reform olarak direttiğiniz ve her seferinde budadığınız sosyal haklarla çok iyi bilmektedirler. Sizler halkların kendi kaderlerini tayin hakkını elinden alan, toplumsal özerklik alanlarını tahrip eden ve hiç kuşkusuz, ABD güdümünde hareket eden iki küresel sermaye örgütüsünüz. Suçlusunuz! Dünyanın her tarafında sizlere eşlik edenler ise, yine hiç kuşkusuz, kendi halklarını satan ve temsil ettiğiniz suç örgütünün oligarşisini oluşturan üyeleridirler. Bizden aldıklarınızı geri verin ve geldiğiniz yere geri gidiniz . . .

Küresel düzeyde yarattığınız krizin bu büyük yıkımda sanki sizin hiç bir etkiniz olmamış gibi, ülkemize gelecekmişsiniz kapitalizmin krizi için çıkış yolları arayacakmışsınız. Ve yine hiç utanmadan 1980‘li yıllardan bu yana şiddetle savunduğunuz liberal politikaları, yufka yürekli yoksulluk edebiyatına bulandırıp insanlığa çözümmüş gibi duyuracaksınız…

Siz Sayın IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn,

Yakın geçmişte krizin faturasının 1.4 trilyon doları aştığını açıkladınız. Sıradan bir iktisat öğrencisi bilir ki krizi aşmak sonuçta ödemekle mümkün olur. “Sayın” IMF Başkanı bu krizi kim ödeyecek? Toplantınıza çağırdıklarınız ya da onların temsil ettiği uluslararası sermaye mi yoksa dünya halkları mı? Yani dünyanın her yerinde işsiz kalanlar, yoksullaşan sıradan insanlar mı? Hala sıkılmadan dışa açılmanın, esnekleşmenin, güçlendirilmiş bir finansal sistemin yaşadığımız krizi aşmada birincil öneme sahip olduğunu söylüyorsunuz. Tüm dünya ekonomisi 1980‘li yıllardan bu yana bugün yeniden formüle ettiğiniz söz konusu politikaları aralıksız uygulamadı mı? ABD‘de batan finans şirketleri yeterince esnek değiller miydi? Dünya halkları için utanmadan tekrarladığınız “istikrar” çağrısını aynı şekilde ABD için tekrarlayabilecek misiniz? Yoksa yıllardır dünyanın tüm coğrafyalarında yaratılan değeri kendi topraklarında tüketime çeviren, devasa açıklar veren ABD için ne yapalım “oyunun kuralı bu” demeyi mi tercih edeceksiniz? “Sayın” Strauss-Kahn temsil ettiğiniz kuruluşun mevcut krizle doğrudan organik bir bağı vardır. Biz, bu toprağın halkları, yarattığınız krizi ödemek istemiyoruz, politikalarınızı alın ve geldiğiniz yere gidin..!

Siz Sayın Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick,

Mevcut krizin dünyanın her yerinde milyonlarca insanı işsiz ve yoksul bıraktığını büyük bir fütursuzlukla açıklıyorsunuz. Peki ama çeyrek yüzyıldır dünyanın her yerinde aralıksız uyguladığınız yapısal uyum politikalarının yaşadığımız küresel krizle hiç bir bağlantısı yok mu? Devletleri küçültmek için amansızca desteklediğiniz özelleştirme politikalarının; eğitim ve sağlık hizmetlerini piyasalaştırmanın; çalışma yaşamı ve onun örgütlü kurumları üzerine sürdürdüğünüz amansız saldırıların; tüm dünyada sosyal güvenlik kurumlarını talan eden politikalarınızın, bu süreçte hiç mi etkisi yok? Sizin yapısal uyum olarak adlandırdığınız şey, bizlerin çok iyi bildiği gibi, genel olarak bir sermayeleştirme sürecidir. Küresel sermaye adına konuşan siz “Sayın” Dünya Bankası Başkanı Zoellick dünya halkları için konuşamazsınız. Yufka yürekli yoksulluk politikalarınız olsa olsa trajiktir. Sizin yardımseverliğiniz çağımızın “yoksullar yasasıdır”. Utanç vericidir. Biz sizin ulufenizi değil, emeğimizin değerini istiyoruz. Yüzyıllar süren emek mücadelesinde kazandıklarımızı ve sizin bizlerden çeyrek yüzyılda dünyanın her yerinde şiddetle kopararak aldıklarınızı geri istiyoruz. Politikalarınızı alın ve geldiğiniz yere gidin..!

Toplumun gerçek sorunlarının sizi ilgilendirmediğini biliyoruz. Sizlerin paranın ve kârın güvenliğini sağlamak için insanın ve toplumun hayatını dikkate almadığınızın farkındayız. Hiç merak etmiyoruz ama Toplantınızda şu konulara yer vermeyeceğinizi de çok iyi biliyoruz.

• Bir an önce yoksul halkların devletlerinin ve emekçilerinin borçları silinmeli,

• Özel bankalar ve mali sermaye kuruluşları denetim altına alınmalı,

• Özelleştirilmelerle ele geçirilen ve talan edilen kamusal ve doğal varlıklar yurttaşların mülkiyetine ve denetimine iade edilmeli,

• Herkese çalışma ve insanca geçim için ücret hakkı tanınmalı

• Eğitim ve sağlık hizmetleri tüm yurttaşlara insanca ve eşit erişim hakkı temelinde sağlanmalı,

• Tüm dünyanın doğal varlıklarını ve kültürel mirasını koruyacak ve insanların kardeşçe ve birlikte yaşayabilmelerini sağlayacak bir uluslararası ilişkiler sisteminin inşası için politikalar geliştirilmeli, koşulsuzca desteklenmeli.

Sayın IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn ve Sayın Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick,

Yukarıdaki temel talepler sizce mümkün görünmüyorsa, bu durumda halklar ve insanlık adına konuştuğunuzu iddia etmeyiniz. Sermaye ve onun küresel çıkarları adına konuşabilirsiniz. Yalnız unutmayınız ki bugün sermaye adına konuşmak ve bunu insanlığın genel çıkarınaymış gibi savunmak sadece yaşadığımız mevcut krizin derinleşmesiyle sonuçlanacaktır. Bugün yaşanan bunalım basit bir iktisadi kriz değildir. Bu artık tarihsel misyonunu tamamlamış bir üretim ve toplumsal sistemin yani kapitalizmin bütüncül bir krizidir ve yakın bir gelecekte derinleşmiş toplumsal krizlerle daha büyük yıkım ve acılara yol açması muhtemeldir. Bu nedenle sürdürmekte ısrar ettiğiniz sermaye yanlısı politikalar bugün olduğu kadar gelecekte de birer uygarlık suçu oluşturacaklardır.

Biz, bu ülke halkı, dünya halklarının kardeşliği temelinde size şunu söylüyoruz: Dün olduğu gibi küresel ekonomiyi temsil edip yöneteceğinizi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Aldığınız her kararın küresel düzeyde sonucu iktisadi, siyasi, toplumsal, kültürel ve ekolojik krizin derinleşmesi olacaktır. Bu bilinçle size tekrar “Bizden aldıklarınızı geri verin ve geldiğiniz yere geri gidin” diyoruz…

Süleyman Çelebi, DİSK Genel Başkanı
Sami Evren, KESK Genel Başkanı
Mehmet Soğancı, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı
Gençay Gürsoy, TTB Merkez Konseyi Başkanı